Mersin’in 84 milyon euroluk su yönetim modeli Londra’da masaya yatırıldı

Londra’daki ‘Yeşil Şehirler Belediye Başkanları Toplantısı’nda konuşan Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkanı Vahap Seçer; EBRD ve IFC iş birliğiyle yürütülen dev bütçeli atıksu projelerini, SCADA sistemini ve deprem sonrası nüfus artışına rağmen kesintisiz hizmet sunan Mersin’in dirençli altyapı gücünü anlattı.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) yürüttüğü Yeşil Şehirler Programı’nın 10. yılı kapsamında Londra’da düzenlenen ‘Yeşil Şehirler Belediye Başkanları Toplantısı’na katıldı. EBRD Yeşil Şehirler ağına üye belediye başkanlarını, uluslararası kuruluşları, özel sektör temsilcilerini, akademisyenleri ve gençlik örgütlerini bir araya getiren, ‘Yarına Yatırım: Herkes İçin Yeşil ve Dirençli Şehirler İnşa Etmek’ temasıyla düzenlenen toplantıda Yeşil Şehirler Programı kapsamında elde edilen kazanımların değerlendirilirken gelecekteki iş birliği alanları belirlendi. Birçok oturumun gerçekleştirildiği toplantıda; kentlerin temiz enerjiye geçişi, ulaşım, konut ve ısınma sistemlerinin elektrifikasyonu, düşük karbonlu ve iklim dirençli konut politikaları, atık su ve su yönetimi altyapısının güçlendirilmesi, döngüsel ekonomi uygulamaları, sel ve sıcak hava dalgalarına karşı dirençlilik, iklim krizine uyum süreçlerinde yapay zekâ kullanımı gibi konular ele alındı. Program kapsamında Yeşil Şehir Görevlileri Ağı Toplantısı’na katılan Başkan Vahap Seçer, ‘Bir On Yıllık Etki: EBRD Yeşil Şehirlerinin Başarılarının Kutlanması Paneli’nde ise kentlerin deneyim paylaşımlarını takip etti. Panelde programa dahil olan kentlerin yeşil dönüşüm uygulamaları, finansman deneyimleri, kent yaşamına etkileri ve gelecek vizyonları belediye başkanlarının katılımıyla ele alındı. 

Başkan Seçer’in yer aldığı ‘Sistem Yaklaşımından Yatırıma: Su Yönetiminin Önemi’ başlıklı oturumda kente yapılacak bir yatırımın kentin su güvenliğine, iklim direncine, deniz ekosistemine, enerji tüketimine ve ekonomik gelişimine nasıl katkı sağlayacağı tartışıldı. Mersin ile birlikte Fas’ın Kazablanka ve Kırgızistan’ın Oş kentlerindeki uygulamaların da ele alındığı oturumda Seçer’in yanı sıra; Kazablanka-Settat Bölgesi Konseyi Başkanı Abdellatif Mâzouz, Oş Belediye Başkanı Zhanarbek Akaev, Su Sistemleri Entegrasyonu Profesörü Prof. Dr. Ana Mijic ve Altyapı Çözümleri İş Grubu İş Geliştirme Direktörü Silvia Kuo konuşmacı olarak yer alırken, oturumun moderatörlüğünü ise EBRD Avrasya Altyapı Bölüm Başkanı Ekaterina Miroshnik yürüttü. 

“Mersin’in su yönetiminde sistem yaklaşımını benimsiyoruz”

‘Sistem Yaklaşımından Yatırıma: Su Yönetiminin Önemi’ başlıklı oturumda konuşan Vahap Seçer, Mersin’in iklim değişikliğinin etkilerini yoğun biçimde hissettiğinin altını çizdi. Mersin Büyükşehir olarak su yönetimini yalnızca teknik bir altyapı meselesi olarak görmediklerini belirten Seçer, “Bizim için su; çevreyi, enerjiyi, ekonomiyi, halk sağlığını, afet yönetimini ve iklim direncini bir araya getiren stratejik bir konudur. Tam da bu nedenle Mersin’de su yönetiminde sistem yaklaşımını benimsiyoruz. Sistemimiz 4 temel başlıkta sürdürülüyor. Birinci önceliğimiz güçlü ve dayanıklı altyapı yatırımlarıdır. Bu alanda belediyemiz, EBRD ve Uluslararası Finans Kurumu (IFC) iş birliğinde yürütülen ‘Mersin Atıksu Yönetimi ve Ekolojik Denge Projesi’nin su yönetimindeki yaklaşımı en önemli örneklerinden birisidir. Yaklaşık 84 milyon Euro tutarındaki yatırım kapsamında Mersin genelinde atıksu arıtma tesislerinin kapasite artırımlarını gerçekleştiriyoruz. Aynı zamanda yeni arıtma tesisleri ile derin deniz deşarj sistemlerini hayata geçiriyoruz. Bu yatırımlar sayesinde yalnızca mevcut ihtiyaçları karşılamıyoruz. Gelecekteki nüfus artışını, iklim değişikliğinin etkilerini ve çevresel riskleri de dikkate alarak uzun vadeli bir su altyapısı inşa ediyoruz” dedi. 

“SCADA ile su yönetimini 7 gün 24 saat izliyoruz”

Su yönetimine dair yaklaşımlarının ikinci konusunun ise dijitalleşmenin ve veri analizinin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Vahap Seçer, “MESKİ bünyesinde oluşturduğumuz İleri Teknoloji İzleme ve Kontrol Merkezimiz (SCADA) sayesinde suyun kaynaktan alınmasından atık suyun alıcı ortama bırakılmasına kadar tüm süreçleri 7 gün 24 saat izleyebiliyoruz. İçme suyu depoları, pompa istasyonları, enerji tüketimi, debi değişimleri, izole alt bölgeler, sayaç sistemleri ve yağmur suyu altyapıları gerçek zamanlı olarak kontrol ediliyor. Bu yaklaşım su kayıplarını azaltıyor, enerji tüketimini düşürüyor ve hizmet sürekliliğini artırıyor. Aynı zamanda iklim değişikliğinin getirdiği belirsizlikler karşısında kentimizin dayanıklılığını güçlendiriyor” ifadelerini kullandı. 

Su yönetim yaklaşımlarının üçüncü etabında ise kaynakların verimli kullanılmasını ve su yönetiminde döngüselliği esas aldıklarını sözlerine ekleyen Seçer, atık suyu atık olarak değil yeniden kullanılabilecek bir kaynak olarak gördüklerini belirtti. Karaduvar ve Kızkalesi atıksu arıtma tesisleri aracılığıyla suyun yeniden kullanımına yönelik alanlar oluşturulduğunu kaydeden Seçer, “Birçok tesisimiz için yeniden kullanım izinlerini tamamladık. Ayrıca güneş enerji santralleri ve biyogaz uygulamalarıyla su altyapımızın enerji ihtiyacını daha sürdürülebilir kaynaklardan karşılıyoruz. Bu sayede hem karbon emisyonlarını azaltıyor hem de işletme maliyetlerini düşürüyoruz” diye konuştu.

“Mersin’in kıyılarını 7 gün 24 saat izliyoruz”

Mersin Büyükşehir’in ekosistemlerin korunması adına yürüttüğü çalışmalara değinen Seçer, denizleri su sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini ifade etti. Mersin’in, Türkiye’de deniz kirliliği denetimi yapma yetkisine sahip 2 büyükşehir belediyesinden biri olduğunu söyleyen Seçer, “Elektronik Gemi Denetleme Sistemimiz sayesinde kıyılarımızı 7 gün 24 saat izliyoruz. Denetim tekneleri, hava ve su altı dronları kullanarak olası kirlilik kaynaklarını erken aşamada tespit ediyoruz. Göreve geldiğimiz günden bu yana çevreyi kirlettiği tespit edilen 102 gemiye yaklaşık 390 milyon Türk Lirası idari yaptırım uygulandı” dedi. 

“Kentlerin dayanıklılığı, işlevselliği kesintisiz sürdürebilme kapasitesiyle ölçülür”

Su yönetiminde sistem yaklaşımının riskleri anlayabilmeyi gerektirdiğini belirten Seçer, 2023 yılında yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası deneyimlerin bunu kanıtladığını dile getirdi. Altyapı ve kurumsal kapasite yatırımlarının etkin işlemesinin önemini deprem döneminde gördüklerini kaydeden Seçer, “Kentlerin dayanıklılığı, temel hizmetleri ve kent işlevselliğini kesintisiz sürdürebilme kapasitesiyle ölçülür. Deprem sonrasında Mersin’in aldığı göç neticesinde, su tüketimindeki ve evsel katı atık miktarındaki yüzde 15’in üzerindeki artışa rağmen hizmetlerimizi sürdürebildik” diye belirtti. Büyükşehir olarak uluslararası iş birliklerini çok değerli gördüklerini ifade eden Seçer, “Global Covenant of Mayors, ICLEI, Med Cities, Blue Mission Med Türkiye Ağı, Ocean Rise and Coastal Resilience Coalition ve Avrupa Birliği’nin Okyanuslar ve Sular Misyonu gibi platformlarda aktif rol üstleniyoruz. Bu ağlar sayesinde finansmana, teknik bilgiye ve yenilikçi çözümlere erişim sağlıyor; deneyimlerimizi diğer şehirlerle paylaşıyoruz” sözlerini kaydetti. 

“Hedefimiz; güvenli, dirençli ve sürdürülebilir bir su sistemi oluşturmaktır”

Su yönetiminde başarının birçok faktörü aynı sistemde değerlendirebilmekle bağlantılı olduğunu söyleyen Seçer, geleceğin dirençli şehirlerinin; suyu koruyan, yeniden kullanan, veriyle yöneten ve ekosistemleri gözeten şehirler olacağının altını çizdi. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak hedefin gelecek nesiller için güvenli, dirençli ve sürdürülebilir bir su sistemi oluşturmak olduğunu dile getiren Seçer, “Bu dönüşüm yolculuğunda EBRD Yeşil Şehirler Programı bizim için önemli bir ortaklık platformu olmaya devam ediyor. Deneyimlerimizi paylaşmayı, birlikte öğrenmeyi ve daha dirençli şehirler inşa etmek için uluslararası iş birliklerini güçlendirmeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...