Asırlık Miras Tarsus İğne Oyası, üretici kadınların eliyle ekonomiye dönüşüyor:

Tarsus’un coğrafi tescilli mirası iğne oyası, Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Mersinden Kadın Kooperatifi’nin destekleriyle yeniden hayat buldu. Kadınların duygularını ilmek ilmek işlediği bu tarihi el sanatı, kurulan üretici pazarları ve inovatif tasarımlarla kadınlar için güçlü bir istihdam kapısına dönüştü.

Kadınların mutluluklarının, sevinçlerinin, hüzünlerinin iğne ile hayat bulduğu Tarsus İğne Oyası’nın kökleri yüzyıllar öncesine dayanıyor. Yörede yetişen nergis, papatya, sümbül, murt çiçeği ve badem gibi bitkiler iğne ve iplikle ilmek ilmek yeniden kadınların ellerinde hayat buluyor. Ayrıca kadınlar bu motifler ile vermek istedikleri mesajları da büyük bir sabırla işliyor. Yalnızca bir el sanatı değil, aynı zamanda kadınların duygularını yansıttığı özel bir anlatım dili olan iğne oyası, geçmişten aldığı ilhamla geleceğin yenilikçi ürünlerini kadın emeğiyle birleştiriyor. Sultan II. Abdülhamid’in koleksiyonunda yer alan İtalyan oryantalist ressam Fausto Zonaro’nun ‘Anne Sevgisi’ adlı dünyaca ünlü tablosundan esinlenilen ‘Anne Sevgisi’ motifi de iğne oyası ile yeniden hayat bularak ilgi çekiyor. 

Moda ve tasarım alanında da kendine yer bulan iğne oyası, kadın elinin inceliklerini ekonomik değere dönüştürüyor. Bin bir ilmek ile işlenen oyalara hak ettiği değeri vermek için kolları sıvaya Mersin Büyükşehir, Tarsus ve Mersin merkezde kurulan pazarlarda bu ürünlerin satışına destek oluyor. Mersinden Kadın Kooperatifi de iğne oyasının satış ve tanıtım çalışmalarını sürdürerek kadınlara istihdam alanı yaratıyor. e-Ticaret sitesi üzerinden ürün satışı ile kadınların el emeğini ekonomik kazanca dönüştüren Mersinden Kadın Kooperatifi, ulusal ve uluslararası fuarlar aracılığıyla da ürünlerin tanıtımını yaparak yeni talepleri takip ediyor. 

Sert: “Üretici kadınların sanat ürünleri her hafta sergileniyor”

‘Kadın Elinden Üretim Projesi’ kapsamında kadınların her emeğini görünür kılmaya çalıştıklarını aktaran Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı personeli Burcu Sert, amaçlarının kadın üretiminin ekonomik hayata katılımını güçlendirilmesi, el emeği ürünlerin daha geniş kitlelerle buluşturulması ve yerel üretime katkı sağlanması olduğunu kaydetti. Üretici kadınlarının sanat ürünlerinin Tarsus’ta her hafta belirli noktalarda vatandaşlarla buluştuğunu kaydeden Burcu Sert, “Üretici kadınlarımızın sanatları aynı zamanda Uluslararası Tarsus Festivali sayesinde dünyaya tanıtılıyor. Mersin’de de açılan stantlarda bu tarz ürünlere yer veriyoruz. Bu şekilde kadın üreticilerimize destek oluyoruz. Kadınların her emeğini desteklediğimiz gibi her alanda iğne oyasını da ayrıca destekliyoruz. Tarsus’un iğne oyasını kazanç kapısı haline getirdik bundan dolayı mutluyuz” dedi. 

Gürbüz: “İğne oyası, duyguların oyaya dökülmüş hali”

Mersinden Kadın Kooperatifi’nde iğne oyası çalışmalarının koordinasyonunu yürüten ve aynı zamanda kooperatifin kurucu ortaklarından Beyhan Gürbüz, iğne oyasının yalnızca bir el sanatı değil, aynı zamanda kadınların duygularını yansıttığı özel bir anlatım dili olduğunu belirtti. Gürbüz: şöyle devam etti: “Aslında iğne oyası, duyguların oyaya dökülmüş hali. Eğer bir kadın, işlediği oyasında yeşil tonlarını çok kullanıyorsa bu, içinin huzurlu olduğu anlamına geliyor. Biberli dediğimiz bir model var, onu takıyorsa içinin çok acıdığı anlamındadır. Menekşeli modelimiz ise ‘Ben çok huzurluyum, hayatta mutluyum’ mesajı veriyor. Kısacası oyalar, kadınların duygularını da dile getiriyor. İğne oyası kadınlar için önemli bir ekonomik değere dönüştü. Kadınlar aslında bunun ekonomik değerinin çok farkında değildi. Tarladan ya da bahçeden geldiklerinde yaptıkları oyaları çerçilere satıp kendi ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Kooperatif olarak bizler, bunun ekonomik anlamda da bir değer taşıdığını anlattık. Kadınlar bunun farkına vardıktan sonra kimisi çocuğunu okuttu, kimisi düğün yaptı. Talep arttıkça üretim çeşitlendi. Böylece hem kadınlar kendi emeklerinin değerini gördü hem de yeni bir istihdam alanı oluştu. Kooperatif olarak iğne oyasının satış ve tanıtım çalışmalarını aralıksız sürdürüyoruz. Hem sosyal medya hemde fuarlar aracılığıyla ürünleri tanıtıp yeni talepleri takip ediyoruz.”  

İğne Oyası ile geçmişten ilham alan çalışmalar da yaptıklarını ifade eden Beyhan Gürbüz, “Sultan II. Abdülhamid’in koleksiyonunda yer alan İtalyan oryantalist ressam Fausto Zonaro’nun ‘Anne Sevgisi’ adlı dünyaca ünlü tablosundan esinlendik. Annenin çocuğuna sarıldığı o tabloda yer alan oya figürünü inovatif bir şekilde ürünlere dönüştürdük. Bunun broşunu, bilekliğini ve kolyesini yaptık. Bir dönem bu ürünler Milli Saraylar’da satışa sunuldu. Bu bizim için önemli bir başlangıç oldu. Şimdi de iğne oyasını farklı alanlarda nasıl değerlendirebileceğimiz üzerine çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İğne oyasının moda ve tasarım alanında da kendine yer buldu. Ünlü modacı Dilek Hanif ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde Gözne’deki dokumalar üzerine çalışmalar yaptık. Dilek Hanım bu ürünlere iğne oyalarını da ekleyerek çok farklı ve inovatif bir ürün ortaya çıkardı. Böylece iğne oyasının farklı alanlarda nasıl değerlendirilebileceğini görmüş olduk” dedi.

Güner: “İğne oyası üzüntüyü, mutluluğu, hüznü ve hasreti anlatır”

İğne oyasının yalnızca bir el sanatı değil; sabrın, emeğin ve kültürel mirasın bir yansıması olduğunu ifade eden Tarsus Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Burçin Güner, “İğne oyası diğer el sanatlarından farklıdır. Küçücük bir iğne ve iplikle çok ince, zarif, estetik motifler ortaya çıkarılır. Her motif bir anlam ve hikâye taşır. Kimi zaman bir üzüntüyü, mutluluğu, hüznü ve hasreti anlatır. Son yıllarda özellikle geleneksel değerlere ilginin artmasıyla iğne oyası yeniden önem kazanmıştır. Bizler de hem gençler hem de ekonomik kazanç sağlayan kadınlar için gelir kaynağı haline gelen iğne oyasına önem veriyor ve bunu yaşatmak için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Geçmiş ile geleceği birbiriyle buluşturan bu kültür köprüsünü değerli bir mirası yaşatmak, gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur. Kadının olduğu her yerde arkamızda güçlü bir başkan, güçlü bir kentimiz var” diye konuştu.

“Eskiden Çamlıyayla’nın geçim kaynağıydı”

İlkokul çağından bu yana yıllardır iğne oyası yaptığını söyleyen Üretici Dilek Işık Ürgün, şunları söyledi: “Annemlerden, büyüklerimizden öğrendim. Eskiden iğne oyası Çamlıyayla’nın geçim kaynağıydı. Orada kış aylarında iş olmuyordu, kadınlar iğne oyası ile evin geçimini sağlıyordu. Şimdi ise birer hobiye ve terapiye dönüştü. Ama bizler yine de üretimde varız. El emeği ürünlerimizi Büyükşehir sayesinde stantlarda satabiliyoruz, kazanca çevirebiliyoruz ve mutluyuz. Her oyada kadınların hayal dünyasının bir yansıması var. Ürünlerimizi iğneyle, iplikle buluşturup doğadan esinlenerek, duygularımızı yansıtarak yapıyoruz. Biz de sanatın bir yerinde varız. Renklere uyum sağlayabilmek çok önemli. İşlediğimiz motiflere duygularımızı yansıtıyoruz.”

Beni dinlendiriyor ve motive ediyor

Tarsus İğne Oyası ile ev ekonomisine katkı sağlayan Elife Meydan, annesinden 50 yıl önce öğrendiğini ve 50 yıldır iğne ve iplikle birçok çeşit motife hayat verdiğini söyledi. Yarım asırlık emeğinin Büyükşehir sayesinde değerlendiğini ifade eden Meydan, “Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı stantlarda satış yapıyorum. Tarsus Festivali oluyor, orada çok güzel tanıtımlar ve satışlar yapıyoruz. İğne oyası yapmak bize terapi gibi geliyor. İğne oyası eğlenceli bir aktivite. İş yapıp oturduğumda hemen iğne oyasını elime alıyorum. Beni dinlendiriyor ve motive ediyor. Farklı ürünler çıkardığında çok mutlu oluyorsun” diye konuştu. 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...