“Çukurova Körfezini korumak için mikroplastiklere karşı havza ölçekli kalkan kurulmalı”

Mersin Ticaret Borsası Başkanı Ö. Abdullah Özdemir, Adana’daki geri dönüşüm tesisleri, drenaj kanalları ve plastik atık ithalatının Mersin kıyılarını tehdit ettiğini belirterek; nehir ağızlarına bariyer kurulması, ithalat izinlerinin sıkılaştırılması ve komşu illeri kapsayan havza ölçekli bir eylem planının acilen hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Mersin Körfezi ve Mersin kıyıları, her geçen gün artan bir çevresel baskıyla karşı karşıya kaldığını ifade eden Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ö. Abdullah Özdemir, kıyılara ulaşan atıkların deniz ekosistemini, balıkçılığı, kıyı yaşamını, turizmi ve halk sağlığını doğrudan etkileyen ciddi bir çevre sorununa dönüştüğü uyarısı yaptı. Mersin’in kendisine ulaşan akarsular, drenaj kanalları ve denizel akıntılar aracılığıyla çevresindeki geniş havzanın kirletici yükünü de taşıdığına dikkat çeken Ö. Abdullah Özdemir, “Şehrimiz hem kendi sınırları içerisinde oluşan kirlilikten hem de çevre havzalardan taşınan deniz çöplerinden etkileniyor. 2025-2029 yıllarını kapsayan Adana İli Deniz Çöpleri Eylem Planı’nda belirtildiği üzere, drenaj kanalları yerleşimlerden ve tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan atıklarla kirlenmekte, ana drenaj kanalına bağlanarak taşıdığı kirlilik yükünü Seyhan Nehri aracılığıyla denize ulaştırmaktadır. Ayrıca, özellikle Seyhan bölgesinde çok sayıda plastik geri dönüşüm tesisi bulunmaktadır. İlgili rapora göre, bu tesislerdeki işleme süreçleri sırasında ortaya çıkan küçük plastik parçaları, gerekli arıtma ve filtrasyonun sağlanmaması durumunda atıksular yoluyla çevreye taşınabilmektedir” dedi.

Plastik atık ithalatı denizlerdeki mikroplastik sorununu büyütüyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ODTÜ ve Akdeniz Üniversitesi tarafından deniz kirliliğine neden olan mikroplastiklere ilişkin gerçekleştirilen çalışmada, jeolojik yapı ve hâkim rüzgâr yönünün etkisiyle Mersin kıyılarına ulaşan mikroplastiklerin, Adana’daki drenaj kanalları aracılığıyla Seyhan Nehri’ne taşındığı ve buradan denize ulaştığı belirtildiğine dikkat çeken Başkan Özdemir, “Nitekim Bakanlığımızca yapılan açıklamada, Seyhan Nehri’ndeki mikroplastik yoğunluğuna dikkat çekilerek; bu atıkların akıntılar yoluyla Akdeniz’e, oradan da diğer kıyı illerine ulaştığı belirtilmiştir. Bu tabloyu ağırlaştıran bir başka boyut ise atık ithalatıdır. İthal edilen plastik atıkların büyük bir bölümü, Adana’daki geri dönüşüm tesislerinde işlenmektedir. Türkiye’nin sadece plastik atık ithalatı son beş yıldır yılda ortalama 700 bin ton düzeyindedir. Şu an bu endüstri arzu edilmeyen bir şekilde ithalata dayalı büyümektedir. Atık ithalatı, istisnai durumlarda başvurulması gereken bir yöntem olması gerekirken, günümüzde bu endüstrinin büyümesinde neredeyse esas kaynak haline gelmiştir. Bu durum, işlenen atık hacmini artırarak Adana’daki tesislerin arıtma ve filtrasyon kapasitesini zorlamakta ve dolayısıyla deniz çöpü oluşturma riskini de büyütmektedir” diye konuştu.

Yaz rüzgarları mikroplastikleri Mersin Körfezi’ne taşıyor

Mersin’de rüzgârın, yaz aylarında çoğunlukla güneybatıdan kuzeydoğuya doğru estiğini ifade eden Ö. Abdullah Özdemir, bu durumun, yaz döneminde oluşan deniz çöplerinin kıyı alanlarına doğru taşınmasına ve özellikle batı yönüne bakan körfez, mendirek ve köşe alanlarda birikmesine neden olduğunu kaydetti. Mersin Körfezi’nin kendine özgü akıntı yapısı, girdaplı karakteri ve yaz aylarında azalan su sirkülasyonu, körfeze ulaşan kirliliğin körfez içerisinde daha uzun süre kalmasına ve belirli dönemlerde birikme eğiliminin artmasına neden olabildiğini dile getiren Başkan Özdemir şöyle devam etti: “Eylem Planları il bazlı hazırlandığından, Mersin sınırları dışından gelen bir kirlilik kaynağına karşı ilimizin elindeki araçlar sınırlı kalmaktadır. Bu doğrultuda; Seyhan ve Ceyhan havzalarını Mersin Körfezi ile birlikte ele alan havza ölçekli bir eylem planı hazırlanarak Mersin’in deniz çöpü sorunu kaynağında kontrol edilmelidir. DSİ koordinasyonunda bariyer ve ağ sistemleri aynı zamanda Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin denize ulaştığı noktalarda kurulmalıdır.”

Adana’daki tesislerin sıfır atık altyapısına kavuşması sağlanmalı

Ayrıca Adana’daki geri dönüşüm tesisleri ile Seyhan ve Ceyhan’a atıksu bırakan sanayi kuruluşlarının arıtma ve filtrasyon altyapılarına yönelik denetimlerin artırılması çağrısı yapan Başkan Özdemir, “Mevcut tesisler AB’nin “Mevcut En İyi Teknikler” esasına dayanan deşarj standartlarına uyumlu hale getirilmeli ve kendi atıklarını sahada bertaraf edebilecek teknik yeterliliğe kavuşturulmalıdır. Atık ithalat izinleri sıkılaştırılmalı, sektörün ithalata bağımlı büyüme eğiliminin önüne geçilerek yurt içi atık kaynaklarının değerlendirilmesi teşvik edilmelidir. Sadece nehir ağzında değil, Seyhan ve Ceyhan’ın geçtiği yerleşim yerleri, tarım alanları ve sanayi bölgelerinde katı atık toplama ve kaçak dökümü önleme kapasitesi güçlendirilmeli ve nehre atık ulaşmadan önlenmelidir” dedi.

Nehir ağızlarında düzenli olarak atık ölçümleri yapılmalı

Nehir ağızlarında düzenli olarak atık miktarı ve türüne ilişkin ölçümlerinde yapılması gerektiğini belirten Başkan Özdemir, “Elde edilen veriler deniz akıntı yönüyle birleştirilmeli, Mersin kıyısına hangi dönemlerde yoğun atık ulaşacağı önceden tahmin edilebilmelidir. Halihazırda Akdeniz’de Taşucu Limanı’ndan Antalya’ya kadar ODTÜ’nün gemisiyle mikroplastik ve plastik atıklara yönelik inceleme yapılmaktadır. Aynı kapsamlı çalışma Taşucu-Mersin hattında da gerçekleştirilmeli; eğer bu hat üzerinde daha önce bir çalışma yürütülmüşse, elde edilen sonuçlara ilişkin kamuoyu bilgilendirilmelidir” diye konuştu.

Mersin İli Deniz Çöpleri Eylem Planı eksiksiz uygulanmalı

Mersin’in kentleşme faaliyetleri, evsel atıkları, yağmur suyu ve kanalizasyon sistemleri, tarımsal faaliyetleri, sanayi tesisleri, limanları, marinaları, balıkçı barınakları, kıyı tesisleri ve denizcilik faaliyetlerinin de deniz kirliliğinin başlıca kaynakları arasında yer aldığını ifade eden Ö. Abdullah Özdemir, şunları söyledi: “Mersin İli 2024 Yılı Çevre Durum Raporu’na göre, Mersin’de toplanan deniz çöplerinin önemli bir bölümünü evsel atıklar ile plastik (poşet, pet şişe), cam, seramik ve benzeri atıklar oluşturuyor. Mersin İli Deniz Çöpleri Eylem Planı’nda listelenen 35 dere, nehir ve drenaj kanalının neredeyse tamamında ise tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan bitkisel atıklar, pestisit ambalajları ve kimyasal girdiler ile yerleşimlerden taşınan çöpler başlıca kirlilik kaynakları olarak belirlenmiştir. Aslında Mersin için deniz kirliliği sorununun çözüm yolları açıktır. 2025-2029 yıllarını kapsayan ve Mersin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan Mersin İli Deniz Çöpleri Eylem Planı, ilimizin kendi sınırları içerisinden kaynaklanan deniz çöplerinin önlenmesi ve azaltılması açısından son derece önemli bir yol haritasıdır. Planın kararlılıkla ve istikrarlı bir şekilde uygulanması, belirlenen eylemlerin hayata geçirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.”

Çiftçilere yönelik ortak atık toplama sahaları kurulmalı

Söz konusu planda, 16 kurum ve kuruluşun sorumluluğunda gerçekleştirilecek çalışmalar belirlendiğini ifade eden Özdemir, şöyle konuştu: “Kuruluşlarımızın sorumları arasında; ticari limanlar, marinalar, balıkçı barınakları, sanayi tesisleri, plajlar, deniz kıyısında bulunan otel, motel, dinlenme tesisi, siteler ve diğer kıyı tesislerine yönelik denetimlerin artırılması sağlanmalı. Gemi ve diğer deniz taşıtlarına yönelik denetimlerin sıklaştırılması ve yetkili tüm kurumların denetim sonuçlarının kamuoyu ile periyodik olarak paylaşılmalı. Nehir, dere, sulama ve drenaj kanalları gibi su yollarına bariyerler kurulmalıdır. Tutulan çöplerin temizlenmesi ve toplanan atıkların atık işleme tesislerine gönderilmesi gerekiyor. Tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan katı atıklar için de çiftçilerin kolaylıkla ulaşabileceği belirli noktalarda toplama alanları oluşturulması ve çiftçilere yönelik bilinçlendirme faaliyetleri yapılması sağlanmalıdır. Öte yandan yağmur suyu drenaj kanallarının denize veya nehirlere ulaştığı noktalara ızgara sistemi veya uygun katı atık tutucu ağların yerleştirilmesi ve bunların düzenli bakımlarının yapılarak sürekli çalışır durumda tutulması gerekiyor. Ambalaj atıkları ve diğer katı atıkların kaynağında toplanması sağlanmalıdır. Mersin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan bu eylemlerin ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından iş birliği içerisinde kararlılıkla hayata geçirilmesi, Mersin’in deniz çöpü sorununun çözümüne ve Mersin Körfezi’nin korunmasına önemli katkı sağlayacaktır” dedi.

Havza ölçeğinde bir strateji benimsenmeli

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Seyhan Havzası Nehir Havza Yönetim Planı hazırlama çalışmalarının devam ettiğini açıkladığını anımsatan Başkan Özdemir, en önemli beklentilerinin Mersin Körfezi’ne taşınan kirliliğin de değerlendirilmesi ve bu kapsamda dile getirdiğimiz taleplerin plan içerisinde yer alması olduğunu kaydetti. Özdemir, “Mersin Körfezi’ni korumak için deniz çöplerinin yalnızca kıyıda toplanması değil, kaynağında önlenmesi ve denize ulaşmadan kontrol altına alınması gerekmektedir. Mersin İli Deniz Çöpleri Eylem Planı, ilimiz sınırları içindeki kaynakların kontrolü açısından güçlü bir yol haritası sunmaktadır. Bu planın kararlılıkla ve eksiksiz biçimde uygulanması, Mersin kaynaklı deniz çöpü yükünün önemli ölçüde azaltılması açısından belirleyici olacaktır. Ancak körfezin kendine özgü akıntı yapısı ve komşu il kaynaklı kirlilik yükü göz önüne alındığında, kalıcı ve etkili bir çözüm, il sınırlarını aşan havza ölçeğinde bir yönetim yaklaşımını gerektirmektedir. Böyle bir yaklaşım, sadece Mersin Körfezi’ni değil, biyolojik çeşitliliği, kıyı ekonomisi ve turizm potansiyeli ile ülkemiz için büyük bir değeri olan Akdeniz kıyı şeridinin bütününü güvence altına alacaktır” diye konuştu.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...