Gıda üretiminde ve ticaretinde yüzyıllara dayanan kadim bir birikimi bünyesinde barındıran Şanlıurfa, tarımsal vizyonunu topraktan küresel pazarlara taşımaya hazırlanıyor. 2025 yılında 155 milyar TL’lik işlem hacmine ulaşarak Türkiye’deki ticaret borsaları arasında ilk 3’e giren Şanlıurfa Ticaret Borsası’nda, 45 yıllık ticari tecrübesiyle dümende yer alan Mevcut Başkan ve Başkan Adayı Mehmet Kaya ile bir araya geldik. Şehrin tarım, sanayi ve turizm potansiyelini entegre bir modelle geleceğe taşımayı hedefleyen Kaya; yarım kalan projeleri tamamlamaktan lisanslı depoculuğa, dijitalleşmeden ihracata dayalı markalaşma hamlelerine kadar yeni döneme dair stratejik yol haritasını The Tarsha Sun’a anlattı.
Mehmet Nabi Batuk / Şanlıurfa
Yukarı Mezopotamya’nın bereketli toprakları üzerine kurulan Şanlıurfa, insanlık tarihinin en eski tarım kültürüne ve gıda üretimiyle şekillenen yüzyıllık köklü bir ticaret tecrübesine ev sahipliği yapıyor. Bugün Türkiye’nin tarımsal üretim gücünün merkezinde yer alan kent, ürettiği değeri yalnızca ham madde olarak sunmanın ötesine geçip işleyen, depolayan ve uluslararası pazarlarda markalaştıran bir dönüşümün eşiğinde duruyor. Bölge iş dünyasının mevcut dinamiklerini, üreticinin taleplerini ve sanayicinin beklentilerini yakından takip eden Şanlıurfa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve Başkan Adayı Mehmet Kaya, 45 yılı aşan ticari birikimi ve Borsa çatısı altındaki kurumsal tecrübesiyle bu dönüşüme liderlik etmeyi sürdürüyor. Yarım kalan projeleri tamamlayarak Şanlıurfa’nın ekonomik gücünü pekiştirme kararlılığında olan Kaya ile gerçekleştirdiğimiz bu özel söyleşide; üretimi yüksek katma değere dönüştürmekten dijital kurumsal reformlara, ihracat odaklı KOBİ desteklerinden entegre bölgesel kalkınma planlarına kadar Borsa’nın yeni dönem vizyonunu masaya yatırdık.

Şanlıurfa iş dünyasının mevcut durumunu göz önüne aldığınızda, sizi Şanlıurfa Ticaret Borsası Başkanlığı’na yeniden aday olmaya yönelten temel motivasyon ne oldu?
Şanlıurfa, Türkiye’nin tarımsal üretim açısından en güçlü şehirlerinden biri. Ancak bizim meselemiz yalnızca üretmek değil; ürettiğimiz değeri işlemek, depolamak, sanayiye dönüştürmek ve daha yüksek katma değerle pazarlamak olmalı.
Ben yaklaşık kırk beş yıldır ticaretin içerisindeyim ve bunun çok önemli bir bölümünde Şanlıurfa Ticaret Borsası çatısı altında görev yaptım. Bu süreçte şehrimizin ihtiyaçlarını, üreticimizin ve tüccarımızın karşılaştığı sorunları yakından gördüm. Bugün geldiğimiz noktada Borsamızın önemli bir kurumsal birikimi var. Son dönemde hayata geçirilen ve devam eden projelerimiz bulunuyor. Bunların tamamlanması ve yeni hedeflerle daha ileriye taşınması gerektiğine inanıyorum.
Benim yeniden aday olmamdaki temel motivasyon makam değil, yarım kalan işleri tamamlamak ve Şanlıurfa’nın ekonomik potansiyelini daha güçlü bir yapıya kavuşturmak. Üyelerimizin, üreticilerimizin ve iş dünyamızın teveccühü olduğu sürece bu hizmet yarışının içerisinde olmaya devam edeceğim.

Yeni görev sürecinizde Şanlıurfa Ticaret Borsası için belirlediğiniz en öncelikli üç stratejik hedef nedir?
Birinci hedefimiz, Şanlıurfa’nın tarımsal üretimini daha yüksek katma değere dönüştürmek. Üreticimizin emeğinin karşılığını daha iyi alabilmesi, ürünlerin lisanslı depolama imkânlarının artırılması ve tarıma dayalı sanayinin güçlendirilmesi gerekiyor.
İkinci hedefimiz, Şanlıurfa ticaretini bölgesel ve uluslararası ölçekte daha rekabetçi hale getirmek. Artık yalnızca ürün üretmek yeterli değil. Markalaşma, ihracat, lojistik, dijital ticaret ve yeni pazarlara ulaşma konularında daha fazla çalışmalıyız.
Üçüncü hedefimiz ise Borsamızı daha güçlü, daha hızlı ve daha erişilebilir bir hizmet kurumu haline getirmek. Üyemiz Borsaya geldiğinde işini en kısa sürede çözebilmeli. Dijitalleşmeyi ve kurumsal kapasitemizi bu anlayışla geliştireceğiz.
Özetle hedefimiz; üretimde güç, ticarette rekabet, hizmette kalite.

Geçmiş dönem çalışmalarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz; yeni dönemde hangi noktalarda farklılaşmayı hedefliyorsunuz?
Geçmiş dönemi değerlendirirken öncelikle yapılan işlere bakmak gerektiğini düşünüyorum. Borsamızın işlem hacmi, lisanslı depoculuk kapasitesi, bölgesel iş birlikleri ve üyelerimize yönelik hizmetleri önemli bir noktaya geldi. 2025 yılında yaklaşık 155 milyar TL işlem hacmine ulaşılması ve Borsamızın Türkiye’deki ticaret borsaları arasında ilk 3 içerisinde yer alması bunun göstergelerinden biridir. Ayrıca GAPLİDAŞ ve PAMLİDAŞ’ın aktif kapasitesi, fıstık lisanslı deposu projesi ve Mezopotamya ÜPAK gibi çalışmalarımız da önemli adımlar. Ancak hiçbir zaman “Yaptık, bitti” anlayışında olmadık.
Yeni dönemde özellikle katma değer, ihracat, teknoloji, genç girişimcilik ve sektörler arası iş birliği konularına daha fazla ağırlık vermek istiyoruz. Geçmiş dönemin tecrübesini yeni dönemin ihtiyaçlarıyla birleştireceğiz. Benim anlayışımda tecrübe, değişime engel değil; değişimi doğru yönetebilmenin en önemli gücüdür.

Şanlıurfa’nın tarım, sanayi ve turizm potansiyelini bir araya getiren entegre bir ekonomi modeli planınız var mı?
Şanlıurfa’nın en büyük avantajlarından biri, birbirini tamamlayan çok güçlü ekonomik değerlere sahip olmasıdır.
Bizim için tarım başlangıç noktasıdır ama hedef tarımda kalmak değildir. Ürettiğimiz buğdayı, mısırı, pamuğu, mercimeği, fıstığı ve diğer ürünleri mümkün olduğunca Şanlıurfa’da işleyerek sanayiye dönüştürmemiz gerekiyor. Bunun yanında turizm potansiyelimizi de ekonominin önemli bir parçası olarak değerlendirmeliyiz.
Göbeklitepe’den Karahantepe’ye, Harran’dan Halfeti’ye kadar çok önemli bir turizm potansiyelimiz var. Tarım, gıda sanayisi, gastronomi ve turizmi birbirinden ayrı düşünemeyiz.
Ben “üretimden markaya, markadan ihracata” uzanan bir zincir oluşturulması gerektiğine inanıyorum. Şanlıurfa’nın gelecekte yalnızca hammadde üreten değil, ürünü işleyen, markalaştıran ve dünyaya satan bir şehir olması gerekiyor.

Kentteki yerel sanayicilerin ve KOBİ’lerin ihracat kapasitelerini artırmaya yönelik ne tür somut projeler tasarlıyorsunuz?
İhracat konusunda öncelikle işletmelerimizin hangi pazarlara, hangi ürünlerle ve hangi şartlarda girebileceğini doğru tespit etmeliyiz. Şanlıurfa’nın tarımsal ürünlerini yalnızca ham madde olarak ihraç etmek yerine işlenmiş ve katma değerli ürünlere dönüştürmemiz gerekiyor.
Avrupa başta olmak üzere yeni ticaret düzenlemelerini yakından takip ediyoruz. Türkiye’nin Avrupa değer zincirindeki rolünün güçlenmesi, Şanlıurfa’daki üreticilerimiz ve sanayicilerimiz açısından da önemli fırsatlar getirecektir. Bu nedenle üyelerimizin bu dönüşüme entegre etmek üzere koordinatörlük ve rehberlik rolümüzü güçlendireceğiz. Özellikle KOBİ’lerimizin dış pazarlara açılabilmesi için sektörel dış ticaret eğitimleri, pazar araştırmaları, alım heyetleri, fuar organizasyonları ve ihracat konularında danışmanlık mekanizmaları geliştireceğiz.

Organize Sanayi Bölgeleri’ndeki altyapı, enerji ve yatırım alanı sorunlarının çözümüne yönelik Borsanın üstleneceği rol sizce ne olmalıdır?
Ticaret Borsası’nın görevi yalnızca ürünün alım-satımının yapıldığı bir kurum olmak değildir. Şehrin ekonomik meselelerinde öncülük ve koordinasyon görevi de üstlenmektedir. OSB’lerde yatırımcının önündeki en önemli konuların başında altyapı, enerji, ulaşım, arsa ve lojistik geliyor. Biz bu konularda ilgili kurumlarla iş dünyası arasında güçlü bir koordinasyon oluşturmalıyız.
Benim yıllardır sürdürdüğüm anlayışım şu: “Sorunu sadece tespit eden değil, çözüm üreten ve çözümün takipçisi olan bir Borsa olmak”. Yıllardır sanayicimizin ve üreticilerimizin önündeki engelleri ilgili bakanlıklarımıza, TOBB’ye, yerel yönetimlere ve diğer yetkili kurumlara taşıyoruz. Şanlıurfa’nın yatırım açısından daha cazip hale gelmesi için ortak akılla ve iş birliği ile hareket ettik, bundan sonra da bu şekilde hareket etmeye devam edeceğiz.

Şanlıurfa Ticaret Borsası üyelerinin oda hizmetlerinden ve bürokratik süreçlerden beklentilerini karşılamak adına dijitalleşme ve kurumsal reform planlarınız var mı?
Artık ticaret dünyasında hız çok önemli. Üyemizin basit bir işlem için zaman kaybetmesini istemiyoruz. Dijitalleşme bizim üzerinde özellikle durduğumuz konulardan biri… Üyelerimizin Borsamızla olan işlemlerinin mümkün olduğunca dijital ortamda, hızlı ve güvenli şekilde yürütülmesini istiyoruz. Bunun yanında üyelerimizin Borsa hizmetleriyle ilgili görüşlerini düzenli olarak almamız gerekiyor. Üye memnuniyeti ölçümü, dijital hizmetlerin geliştirilmesi, bilgilendirme sistemlerinin güçlendirilmesi ve kurumsal süreçlerin sadeleştirilmesi konusunda nitelikli işler yaptık, gelecek dönemde de bu kapsamdaki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ben, teknolojiyi sadece bilgisayar ve yazılım olarak görmüyorum. Dijitalleşme aynı zamanda üyeye daha hızlı hizmet verebilmek adına geliştirilen kurumsal bir kültürdür.
Farklı meslek komitelerinin ve genç/kadın girişimcilerin Borsa yönetiminde daha aktif yer almasını sağlamak için nasıl bir mekanizma kurmayı düşünüyorsunuz?
Tecrübeyi korurken gençlerin enerjisinden ve yeni fikirlerinden daha fazla yararlanmak isteriz. Bunun için farklı sektörlerden genç girişimcilerin ve kadın girişimcilerin bir arada bulunduğu kurullarımız var. Genç girişimcilerimizin ve kadın girişimcilerimizin çalışma grupları ve istişare mekanizmalarında ortaya koydukları fikir ve önerileri, bizler Şanlıurfa Ticaret Borsası olarak önemli buluyoruz.
Ben “Ben yaptım oldu” anlayışına değil, istişareye dayalı yönetime inanıyorum. Çünkü Şanlıurfa’nın ekonomisi tek bir sektörden veya tek bir kesimden oluşmuyor. Her sektörün masada sözünün olması gerekiyor. Bahsettiğiniz mekanizma, zaten hali hazırda mevcut.
Kentteki girişimcilerin ve tüccarların finansmana erişimde yaşadığı zorlukları aşmak için bölgesel veya ulusal bazda ne gibi girişimleriniz olacak?
Finansmana erişim bugün Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi Şanlıurfa iş dünyasının da önemli meselelerinden biri. Burada Borsanın doğrudan banka gibi hareket etmesi mümkün değil. Ancak üyelerimizin finansmana erişimini kolaylaştıracak kamu destekleri, Kredi Garanti Fonu, Eximbank, kalkınma ajansları, ilgili bakanlıklar ve finans kuruluşlarıyla daha güçlü bir iletişim ve koordinasyon oluşturacağız. Özellikle KOBİ’lerin hangi destekten nasıl yararlanabileceği konusunda bilgilendirme yapılması çok önemli. Bazen finansman imkânının kendisinden ziyade o imkâna nasıl ulaşılacağının bilinmemesi problem oluşturuyor. Biz Borsa olarak üyemizin önünü açan, doğru kuruma yönlendiren ve gerektiğinde Ankara’da sektörün taleplerini dile getiren bir misyon yüklenmişiz.

Şanlıurfa’ya ulusal ve uluslararası doğrudan yatırım çekmek amacıyla hazırladığınız bir teşvik ve tanıtım stratejisi bulunuyor mu?
Şanlıurfa’nın yatırımcıya anlatılması gereken çok güçlü avantajları var. Büyük bir tarımsal üretim kapasitemiz, genç nüfusumuz, Güneydoğu’nun önemli ulaşım ve ticaret noktalarından biri olmamız ve tarıma dayalı sanayi açısından büyük potansiyelimiz bulunuyor.
Ancak yatırımcıya sadece “Şanlıurfa’ya gelin” demek yeterli değil. Hangi sektörde neden yatırım yapması gerektiğini somut olarak anlatmamız gerekiyor. Bu nedenle özellikle tarıma dayalı sanayi, gıda işleme, depolama, lojistik, hayvancılık ve katma değerli tarımsal üretim alanlarında yatırım fırsatlarının daha profesyonel şekilde tanıtılması gerektiğine inanıyorum.
Bunun için kamu kurumları, yerel yönetimler, kalkınma ajansları, TOBB ve iş dünyasıyla birlikte hareket edeceğiz. Ulusal ve uluslararası fuarlarda Şanlıurfa’nın yatırım potansiyelini daha güçlü anlatacağız. Ben Şanlıurfa’nın yalnızca yatırım bekleyen değil, yatırımcıya ne sunduğunu bilen ve bunu dünyaya anlatabilen bir şehir olması gerektiğini düşünüyorum.

Eklemek istedikleriniz…
Son olarak şunu özellikle ifade etmek istiyorum:
Ben bu görevi bir makam olarak görmedim. Ticaret Borsası Başkanlığı benim için Şanlıurfa’ya, üreticimize, tüccarımıza ve iş dünyamıza hizmet etme sorumluluğudur. Bugüne kadar edindiğimiz tecrübeyi yeni dönemde; gençliğin enerjisi, teknolojinin imkânları ve Şanlıurfa’nın büyük potansiyeliyle birleştirerek çıtayı daha yükseğe çıkarmayı hedefliyoruz.
Bizim meselemiz kişiler değil, Şanlıurfa’nın geleceğidir.
Çiftçimizin emeğinin değer bulduğu, tüccarımızın önünün açıldığı, sanayicimizin yatırım yaptığı, gençlerimizin girişimci olduğu ve ürettiğimiz değerin dünyaya ulaştığı daha güçlü bir Şanlıurfa hedefliyoruz.
Bunu da kavga ederek değil, istişare ederek; ayrıştırarak değil, birleştirerek; günü kurtarmaya değil, geleceği inşa etmeye odaklanarak yapacağız.
Ben bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da “Şanlıurfa için birlikte üretmek, birlikte büyümek” anlayışıyla çalışmaya devam edeceğim.
