Fotoğraf Sanatçısı Güneş Kaplan’ın Diyarbakır ve Mardin’in tarihi ve kültürel dokusunu anlattığı “HIDDEN LIVES: What Memory Leaves Behind” adlı kişisel sergisi 25 Eylül’de Londra’da açılıyor.
Fotoğraf sanatçısı Güneş Kaplan’ın Londra’daki ilk kişisel sergisi HIDDEN LIVES: What Memory Leaves Behind, 25 Eylül–1 Ekim 2026 tarihleri arasında Mayfair’de bulunan Gallery Marquess’te izleyiciyle buluşacak. Serginin küratörlüğünü Londra merkezli bağımsız küratör İlayda Uzunarslan üstleniyor. Çalışmalarında başta Diyarbakır ve Mardin olmak üzere Mezopotamya coğrafyasının tarihi ve kültürel dokusunu, insanlarını, mekânlarını ve hafızasını fotoğraf aracılığıyla ele alan Kaplan, “Kadim İzler” başlıklı çalışmalarının devamında Londra’da gerçekleştireceği sergiyle bu coğrafyanın taşıdığı kültürel hafızayı uluslararası izleyiciyle buluşturmayı amaçlıyor.

HIDDEN LIVES, fotoğrafın yalnızca bir anı kaydetme işlevine değil, kadrajın dışında kalan hayatlara, hafızanın bıraktığı izlere ve görüntülerin içinde sessizce varlığını sürdüren duygulara odaklanıyor. Sergide insanlar, mekânlar ve gündelik hayattan kesitler, yalnızca çekildikleri ana ait görüntüler olarak değil, daha geniş hikâyelerin parçaları olarak ele alınıyor.

Kadrajın dışında kalan hikâyeler
Serginin kavramsal çerçevesi, Henri Cartier-Bresson’ın 1952 tarihli “The Decisive Moment” kavramıyla ilişki kuruyor. Bu yaklaşımda fotoğrafik karşılaşma yalnızca deklanşöre doğru anda basmakla sınırlı kalmıyor; gözlem, araştırma, bekleme ve çevredeki ilişkileri fark etme sürecini de içeriyor.
Kaplan’ın fotoğraf pratiğinde de gündelik hayatın ilk bakışta sıradan görünen anları, gözlem, seçim, kadraj ve kompozisyon aracılığıyla farklı anlam katmanları kazanıyor. Fotoğraf, böylece yalnızca bir belge olmaktan çıkarak hafıza ve görsel izler üzerine bir araştırma alanına dönüşüyor.
Sergi, izleyiciyi fotoğrafın gösterdiği anın ötesine bakmaya; o görüntünün öncesinde ve sonrasında devam eden hayatları, hikâyeleri ve hafızada kalan izleri düşünmeye davet ediyor.
Kaplan’ın çalışmalarında Diyarbakır ve çevresinin kültürel mirası, yalnızca tarihsel bir arka plan olarak değil, insanların, mekânların ve gündelik yaşamın taşıdığı bir hafıza alanı olarak ele alınıyor. Sanatçının “Kadim İzler” çalışmalarında başlayan bu yaklaşım, Londra’daki sergiyle farklı bir coğrafyada yeni bir izleyiciyle buluşuyor. Sergi, Mezopotamya’nın taşıdığı tarihsel ve kültürel katmanları fotoğrafın dili üzerinden görünür kılmayı ve bu hafızayı uluslararası sanat ortamında paylaşmayı hedefliyor.





