Tarihin en ince işçiliği Telkari, teknolojiye ve ilgisizliğe karşı son kalesini Mardin’de koruyor. Mezopotamya’nın bu kadim mirasını kişiye özel tasarımlarla geleceğe taşıyan İsek Takı’nın Kurucusu İsmail Hakkı Ektiren; sadece gümüşe şekil vermiyor, aynı zamanda 5500 yıllık bir hafızayı sahte üretime ve zamana karşı savunuyor.
Mehmet Nabi Batuk / MARDİN
Mardin’in dar sokaklarında yankılanan gümüş sesleri, binlerce yıllık bir mirasın bugünkü fısıltısı gibidir. Bu fısıltıyı modern tasarımlarla buluşturan, gümüşü adeta bir dantel gibi işleyen İsek Takı’nın kurucusu İsmail Hakkı Ektiren ile bir araya geldik. Akademik eğitimini zanaatın mutfağıyla birleştiren, seri üretimi reddederek her parçaya ayrı bir ruh üfleyen Ektiren; Musul’dan Mardin’e uzanan bu eşsiz yolculuğu, mikron mikron işlenen sabrı ve zanaatın geleceğine dair beslediği derin endişeleri The Tarsha Sun okuyucularıyla paylaştı. İnsan saçından daha ince telleri tarihin motifleriyle dokuyan Ektiren; yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan kadim Telkari zanaatını, sahte üretime karşı verilen mücadeleyi ve bir anahtarlığa sığdırılan hayat hikayelerini şöyle anlatıyor.

Mersin Üniversitesi Takı Tasarım ve Atatürk Üniversitesi Kıymetli Taşlar ve Metal İşlemeciliği bölümlerinden mezun bir zanaatkar olarak, mesleğimi büyük bir sevgiyle icra ediyorum. Bu alandaki merakım hiçbir zaman bitmiyor. 2010 yılından bu yana Artuklu Halk Eğitim Merkezi’nde gümüş tasarım kursları veriyorum. 2011 yılından beridir de Mardin’de kendi markamla gümüş takı alanında ticari faaliyetlerimi yürütüyorum. Mesleğe ilk olarak üniversiteden mezun olduktan sonra kentimizdeki takı esnaflarının işlerini yaparak başladım. Şu anda ise kendi markam olan İsek Takı ile faaliyet gösteriyorum. Sadece kişiye özel tasarımlar ve uygulamalar yapıyorum; 2011 yılından beridir seri üretimi tamamen terk ettim. Hem erkeklere hem de kadınlara özel kolyeler, küpeler, bilezikler, yüzükler ve özel koleksiyon setleri hazırlıyorum.

“Müşterilerim beni ismimle değil, markamla tanıyorlar”
Ben hayatım boyunca hiçbir şeyi körü körüne yapmam; önce detaylıca araştırır sonra adım atarım. İsek Takı markası da bu araştırmanın sonucudur. Şahan Pasajı’ndaki ilk atölyemi kurarken ticari manada güçlü olan kısa isimler üzerinde yoğunlaştım. Marka ismimiz kendi isim ve soy ismimden (İsmail Hakkı Ektiren) ortaya çıktı. Müşterilerimiz beni ismimle değil, “İsek” olarak tanırlar. Eski Mardin’de, 22 metrekarelik atölye-mağaza konseptindeki dükkanımız, 2. Dünya Savaşı’nda Almanlar tarafından yaptırılan tarihi bir Mardin evinin bahçesinde hizmet vermeye devam ediyor.
Bugüne kadar çok fazla kişiye özel tasarım yaptım ancak benim için en özeli, Almanya’dan gelen bir gurbetçi vatandaşımıza yaptığım kapaklı anahtarlıktı. Bu tasarım; açılıp kapanabilen, küçük eşyaların depolanabildiği kilitli gümüş bir anahtarlıktı. Üzerine o beyefendinin hayat hikayesini; hangi yıllarda göç ettiği, çalıştığı iş yerleri ve çocuklarının isimleri gibi özel ayrıntıları tek tek işlemiştim.

Tarihi M.Ö. 3500 yılına dayanıyor
Telkari ismi, “tel” ve Kürtçe, Farsça, Arapça’da “iş” anlamına gelen “kar” sözcüklerinin birleşimidir; yani “tel işi” demektir. M.Ö. 3500 yılına ait arkeolojik buluntular, bu sanatın bilinen en eski kalıntılarının Musul’daki kazılarda ortaya çıktığını göstermektedir. Sanat; Asurlar, Babil Krallığı, Romalılar ve Osmanlılar aracılığıyla Anadolu’ya gelmiş; önce Midyat’ta başlayıp sonra Mardin merkeze taşınmıştır. Kentimizin en önemli ustalarından Suphi Hindiyerli, 85 yaşında hala Mardin’de yaşayan bir tarihtir. Onun yanı sıra İbrahim Cihan, Nusreddin Budak, Yasin Canşi ve İbrahim Cırık merkezdeki önemli ustalardır. Altın Telkaride ise Süleyman Demir Ustamız mesleğini sürdürüyor.

İnsan saçından ince Telkarinin teknik dünyası
Telkari, tamamen gümüş ve altın tellerden işlenerek yapılan bir takı tekniğidir. Biz burada 10 mikron ile 30 mikron arası teller kullanıyoruz. Telkari ustaları, kullandıkları haddeler sayesinde teli 3 milimetre çaptan 20 mikron seviyesine kadar inceltebiliyorlar. Bir insanın saç teli ortalama 30 mikrondur; biz ise telkaride insan saçından daha ince tellerle çalışıyoruz. Yapım aşamasında ilk önce dış kalın tellerden çerçeveler yapılır ve bu çerçevelere modelleme uygulanır. Burada has gümüşten yapılan meftül telleri kullanılır. Daha sonra Telkari’ye özgü dört temel motif yerleştirilir ve kaynaklanır. Telkarinin orijinal Waw, Kaqe, Teqer ve Dilopkirin olmak üzere toplamda dört motifi vardır. Waw motifi 9 sayısına, Kaqe motifi somun ekmeğe benzemektedir; Teqerler yuvarlak, Dilopkirin ise damla şeklindedir. Gerçek Telkari sadece bu dört motifle hazırlanır; bu nedenle her türlü tasarıma uygulanamaz. Farklı motifler uygularsanız o ürün Telkariden çıkar ve insanlardan da talep görmez. Kaynaklamadan sonra takı sülfürik asite atılarak beyazlatılır, ardından parlatılarak kullanıma hazır hale gelir.
Mardin’den İstanbul’a göç eden Telkari ustaları
İstanbul dünyanın en önemli kuyumculuk kentlerinden birisidir. İstanbul, dünyada İtalya ve Hindistan gibi bu alanda öncü ülkelerle yarışacak bir altyapımız var. Ancak İstanbul Kuyum Sektörü bu gücünü tamamen Mardin, Diyarbakır ve Urfa’dan giden ustalara borçludur. Bu ustalarımızın büyük bir bölümü İstanbul’a göç etmiş Ermeni, ve Süryani zanaatçılarımızdır. Şuanda Türkiye Kuyum sektöründe bilinen markaların büyük bölümü Mardinli, Diyarbakırlı ve Urfalıdır. Bu ayrıntıyı çok kişi bilmemektedir.

Zanaatın geleceği sahte üretim tehdidi altında
Telkari, taklit ve tağşiş riski yüksek ürünler arasındadır. Kullanıcılar ne yazık ki orijinal telkariyi ayırt edemiyorlar. Piyasada döküm ve makine işi seri üretim olarak yapılan sahte telkariler satılmaktadır ancak bunlar gerçek telkari değildir. Bunu ancak bir usta ya da takılar konusunda ciddi birikimi olan insanlar fark edebilir. Ticari amaçla yapılan seri üretimler şehrimizin kültürel mirasına ciddi zarar veriyor; teknoloji kullanımı asli zanaatımızı ne yazık ki yok ediyor. Telkari günümüzde yok olma tehlikesi yaşayan zanaatlardan biridir. Devletimiz çeşitli koruma programları uygulasa da taklit yapan atölyelere karşı önlem alınmazsa bu meslek tarihin tozlu raflarına kalkacaktır.
Telkariyi yaşatmak için sahaya inmek şart
Üzülerek belirtmek zorundayım ki biz ustalar olarak Mardin’deki zanaatımızın son nesiliyiz. Mardin merkezde usta sayımız 6’ya geriledi, Midyat’ta da durum benzer. 25 yıl önce 70’i geçen usta sayımız sürekli azalıyor. Gençler çıraklığa istekli değil, zanaatımız yetişen eleman olmadığı için ölüyor. Kurs başvuruları yok denecek kadar azdır. Üniversite bünyesindeki bölümler ise akademik çalışmadan öteye gidemiyor. Sahaya inmeyen hiçbir çalışma doğru değildir; telkari sadece akademik raporlarla korunamaz. Mardin dünyanın önemli turizm destinasyonlarından biridir. Bu potansiyeli uluslararası defileler ve sergilerle taçlandırabiliriz. Bu sayede atölyelerde ticaret yeniden canlanabilir. Yerel yönetimlerden, ulusal ve uluslararası tanıtımlarda telkari atölyelerimize stant ve katılım desteği vermesini bekliyoruz; çünkü Telkari’yi en iyi bizler anlatırız.











