Tarsus’un 9 bin yıllık tarihi, arkeolojik mirası ve inanç turizmi potansiyeliyle Mersin turizminin en önemli simgelerinden birisi olduğunu belirten Mersin TSO 25. Komite Üyesi Filiz Burakgazi, kenti uluslararası arenada tanıtılması için arkeolojik kazı çalışmalarının yeniden başlatılması ayrıca St. Paul Kilisesi’nde ibadet özgürlüğünün sağlanması çağrısı yaptı.
Mehmet Nabi Batuk / Tarsus
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Seyahat Acenteleri, Konaklama, Eğlence, Sanat ve Spor İşletmeleri Meslek Komitesi Üyesi Filiz Burakgazi, Mersin’in tanıtımında Kızkalesi’nin tek başına yeterli olmadığını ve kentin en önemli turizm potansiyelinin Tarsus’ta yer aldığını vurguladı. 9 bin yıllık kadim bir geçmişe sahip ilçenin; bakir denizi, gastronomisi, doğası ve arkeolojik zenginlikleriyle küresel turizm sektörü için güçlü bir alternatif sunduğunu vurgulayan Filiz Burakgazi, bölgedeki kazı çalışmalarının devlet desteğiyle yeniden başlatılması St. Paul Kilisesi’ndeki ibadet özgürlüğünü kısıtlayan bürokratik engellerinin kaldırılması gerektiğini söyledi. Tarsus’un Hatay, İstanbul ve Şanlıurfa gibi önemli inanç merkezlerinden birisi olduğunu ifade eden Burakgazi, “Tarsus, küresel arenada Mersin’in ve Türkiye’nin en önemli simge kentlerinden birisidir. Çünkü Tarsus’ta bakir bir deniz, tarım, gastronomi, 9 bin yıllık bir kent merkezi, tüm kadim dinlerin izleri, doğa ve çok çeşitli bir kültürel – sosyal hayat var” dedi.

“Eski Tarsus’ta kazılan her noktadan tarihi eser çıkıyor”
Eski Tarsus’ta Tarihi Roma Yolu dışındaki alanlarda hiçbir kazı çalışması yapılmadığını anımsatan Filiz Burakgazi, kadim ilçe merkezinin keşfedilmemiş daha çok noktası olduğunu kaydetti. Yakın bir tarihte Tarsus Belediyesi tarafından Eski Tarsus bölgesinde yapılan Kleopatra Meydanı ve Sanat Galerisi tesisinin inşaatında çok kıymetli tavan mozaiği keşfinin yapıldığını hatırlatan Burakgazi, “Hatay’dan Antalya’ya kadar olan bölge çok ciddi bir arkeolojik laboratuvar bölgesidir. Bu bölgenin en kıymetli alanlarından bazıları da Tarsus’ta yer alıyor. Tarsus’taki gerçek arkeolojik çalışmaların ilki, milattan önce 7000 yılına kadar uzanan katmanları barındıran bilimsel Gözlükule Höyüğü kazıları olmuştur. İkincisi ise kamuoyunda uzun süre tartışılan, 2016-2017 yıllarında 82 Evler Mahallesi’nde yapılan ve resmi raporlara göre değerli kalıntıya rastlanmadığı açıklanan tartışmalı gizli kazıdır. Eski Tarsus Bölgesi’nde arkeolojik çalışmalar yaygınlaştırılmalıdır. Bu bölgede hangi bölge kazılırsa altından önemli eserler keşfedilmektedir. Bu alanda bilim insanlarımızın bölgeye gelmesinin, arkeolojik faaliyetlerin güçlenmesini sağlaması için devlet desteğine ihtiyacımız var” diye konuştu.

MEÜ Arkeoloji Bölümü güçlendirilmeli
Mersin Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi bünyesinde faaliyet gösteren Arkeoloji Bölümündeki kısıtlı imkanlara rağmen bilim insanlarının teorik çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Filiz Burakgazi, şöyle devam etti: “Arkeoloji Bölümümüzü güçlendirmeliyiz. Saha çalışmaları için yeni kaynaklar yaratmalıyız. Tarım, sanayi ve lojistiğe çok ciddi yatırımlar yapılırken turizm sektörünün önünü açacak ve uzun yıllardır beklediğimiz devlet yatırımlarını ne yazık ki alamıyoruz. Sadece otoyol, havalimanı yaparak turizm gelişemez. Otoyolları ve uçakları dolduran şey, kentin kadim kültürel mirasıdır. O kültürel mirasın büyük bir bölümü de şuanda toprak altındadır. Ulaşım ve konaklama altyapısına yapılan yatırımlarla eş zamanlı olarak Tarsus’un arkeolojik zenginliğine de sahip çıkılmasını istiyoruz. Tarsus’ta bu alanda ciddi bir zaman kaybedildi.”

St. Paul Kilisesi’nde ibadet özgürlüğünü kısıtlayan engeller kaldırılmalı
Tarsus’un aynı zamanda Hristiyanlık dünyası için de bir hac merkezi olduğunu ifade eden Filiz Burakgazi, St. Paul Kilisesi’nde ibadet özgürlüğünü kısıtlayan bürokratik engellerin kaldırılması gerektiğini söyledi. St. Paul Kilisesi’nin Tarsus’un tanıtımında önemli bir misyona sahip olduğunu ifade eden Burakgazi, “Nasıl biz Müslümanlar olarak Mekke’ye gidip hac vazifemizi sorunsuz bir şekilde yerine getiriyorsak, Hristiyanların da Tarsus’a gelip St. Paul Kilisesi’nde dini ritüellerini gerçekleştirmesini sağlamalıyız. St. Paul Kilisesi, kadim kültürel birikimiyle sadece bir müze ve ören yeri olamaz. Burası milyarlarca insan tarafından kutsal sayılan ve her yıl binlerce insanın hac vazifesini yerine getirdiği küreselleşmiş bir destinasyondur. Tarsus’taki yerel yönetimlerin de Tarsus’un bu küresel misyonunu görüp buna ilişkin özel hazırlıklar yapması gerekiyor. Şuanda dini törenler uzun bürokratik girişimler sonucunda alınabiliyor. St. Paul Kilisesi müze ve ören yeri statüsü olduğundan dolayı hac zamanlarında ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bu durum kentimizin küresel imajına önemli zarar veriyor. Tarsus’un yerel dinamiklerinin bu alanda öncü ve yapıcı bir rol oynaması gerekmektedir. Bugün Papa bile Tarsus’a gelmek istiyorsa bu da bunun en önemli göstergesidir” dedi.

“Tarsus, bölgesel risklere rağmen turizmle büyümesini sürdürüyor”
Tarsus’un ayrıca gastronomi, kültür, doğa ve inanç turizminde ciddi bir potansiyeli olduğunu ifade eden Filiz Burakgazi, şunları söyledi: “Tarsus içerisinde bulunduğu kabuklardan hızlı şekilde sıyrılıyor. Kadim kentimizin turizmdeki başarısı dünyanın da dikkatini çekiyor. Dünya Turizm Yazarları ve Gazetecileri Federasyonu (FIJET) tarafından turizmin Oscar’ı olarak kabul edilen Altın Elma (Golden Apple) ödülü 2025 yılında Tarsus’a verildi. Bu noktada Tarsus Belediye Başkanımız Ali Boltaç’a teşekkür ediyoruz. Golden Apple küresel arenada Tarsus’un tanıtımında önemli bir farkındalık oluşturdu. Tarsus, Orta Doğu’da yaşanan savaşlara, pandemi sürecine, enflasyonist baskıya rağmen turizmle büyümeye devam ediyor.”











