Ağustos ayında ihracatını yüzde 49,9 artırarak 381,2 milyon dolara çıkaran Mersin’in dış ticarette yakaladığı ivmeyi değerlendiren MÜSİAD Mersin Şube Başkanı Mehmet Sait Kayan, kentin yalnızca bir lojistik ve geçiş merkezi olarak kalmaması gerektiğini; ithal edilen girdilerin kentte işlenerek yüksek katma değerli birer ihracat ürününe dönüştürüldüğü kalıcı bir üretim modeline geçilmesinin şart olduğunu söyledi.
Türkiye’nin kritik lojistik ve ticaret merkezlerinden biri olan Mersin’in dış ticarette yakaladığı ivmeyi kalıcı bir üretim modeline dönüştürmesi gerektiğini vurgulayan MÜSİAD Mersin Şube Başkanı Mehmet Sait Kayan, kentin ağustos ayı ihracatının yüzde 49,9 artışla 381,2 milyon dolara ulaştığını belirterek, Mersin’in sadece bir “geçiş kapısı” değil, katma değer yaratan bir “üretim üssü” olması gerektiğini söyledi. TÜİK ve TİM’e ait dış ticaret verilerini değerlendiren Mehmet Sait Kayan, Mersin’in ihracatta Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir performans sergilediğine dikkat çekti. Kayan, kentin ağustos ayı ihracatında Türkiye genelinde sekizinci sıraya yerleştiğini ifade etti. Türkiye genelinde ihracatın yüzde 4 arttığı sekiz aylık süreçte kentin yüzde 27,6 büyüme kaydettiğini belirten Kayan, 2 milyar 676 milyon dolara ulaşan bu ivmenin Mersin’in üretim potansiyelini açıkça ortaya koyduğunu söyledi.
“İthalat, katma değerli üretime dönüşmeli”
Dış ticaretin yalnızca ihracat rakamları üzerinden okunamayacağını belirten Kayan, kentin temmuz ayındaki ithalat ve ihracat dengesine de değindi. Kayan, temmuz ayında 650,9 milyon dolarlık ihracata karşılık 946,3 milyon dolarlık ithalat yapıldığını ve ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 68,8’de kaldığını hatırlatarak, ithalatın tek başına olumsuz bir gösterge olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Türkiye genelinde ithalatın büyük kısmını ara malların oluşturduğunu söyleyen Kayan, asıl meselenin ithal edilen ham madde ve ara malları kentte işleyerek yüksek katma değerli nihai ürünlere dönüştürmek olduğunu dile getirdi. Kayan, “Hedefimiz ithalata dayalı bir ticaret merkezi olmak değil, ithal ettiği girdiye değer katan ve daha yüksek gelirle ihraç eden bir üretim merkezi olmaktır” dedi.
“162 ülkeye ihracat yapan kentimizde sektörel çeşitliliği daha da artırmalıyız”
Sektörel dağılım ve pazar çeşitliliğine yönelik verileri de paylaşan Kayan, sekiz aylık dönemde yaş meyve ve sebze, hububat-bakliyat ile hazır giyim sektörlerinin kentin toplam ihracatının yüzde 65,1’ini oluşturduğunu kaydetti. Yaş meyve-sebze ve hazır giyimdeki artışın, genel ihracat büyümesinin yüzde 91,1’ini sağladığına dikkat çeken Kayan, bu başarının kimya, makine, gıda sanayisi ve teknoloji odaklı diğer sanayi kollarına da yayılması gerektiğini vurguladı. Mersin ürünlerinin Irak, Rusya ve Almanya başta olmak üzere 162 farklı ülkeye ulaştığını belirten Kayan, bu geniş pazar ağının markalı ürünlerle ve Afrika, Orta Asya, Körfez ülkeleri gibi yeni ticaret kanallarıyla daha da güçlendirilmesi gerektiğini aktardı.
“Hedefimiz lojistik merkezinden üretim üssüne geçiştir”
Açıklamasının sonunda Mersin’in önündeki tarihi fırsata işaret eden Kayan, oluşan dış ticaret hacminin kent ekonomisine daha fazla katkı sağlaması için yeni sanayi yatırımlarına, markalaşmaya ve teknoloji odaklı üretime acil ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Kayan, şöyle devam etti: “Limanımızdan geçen ticaretin Mersin ekonomisinde bıraktığı değeri artırmak zorundayız. Mersin’i yalnızca ürünlerin gelip geçtiği bir lojistik merkez olarak değil, ham maddeyi işleyen, ürüne değer katan, markalaştıran ve dünyaya satan güçlü bir üretim üssü haline getirmeliyiz.”
