Mersin turizminde maliyet ve kimlik krizi:Yerli turist rotasını yurt dışına çeviriyor

Yüksek enflasyon ve düşen alım gücü nedeniyle yerli turistin düşük maliyetli yurt dışı turlarına yöneldiğini belirten MTSO 25. Meslek Komitesi Üyesi Filiz Burakgazi; Mersin’in değişen turizm trendlerine uyum sağlayabilmesi ve rekabet gücünü artırabilmesi için denize sıfır lokasyonlarda, “her şey dahil” konseptli yeni 5 yıldızlı otel yatırımlarına ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

Mehmet Nabi Batuk / MERSİN

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Seyahat Acenteleri, Konaklama, Eğlence, Sanat, Spor İşletmeleri Meslek Komitesi Üyesi Filiz Burakgazi, kentte yaz sezonunun beklenen hareketlilikten uzak başladığını belirterek, konaklama tesislerindeki doluluk oranlarının kritik seviyelerde kaldığına dikkat çekti. Sektörde yaşanan performans kaybını ve yerli turist dinamiklerindeki keskin değişimi değerlendiren Burakgazi, mevcut tablonun temel gerekçesini makroekonomik dengeler ve düşen alım gücüyle bağdaştırdı. Sezonun turizm profesyonelleri açısından oldukça durgun ilerlediğini kaydeden Burakgazi, “Otellerimizin doluluk oranlarında ne yazık ki ciddi bir düşüş gözlemliyoruz. Sektör olarak karşı karşıya kaldığımız bu kan kaybı, ülkemizin genel ekonomik yapısı ve yüksek enflasyonist ortamla birinci dereceden bağlantılıdır. Sahada çok belirgin bir pahalılık sorunu yaşanıyor. Bu durum doğrudan hanehalkı bütçelerini etkiledi; insanların alım gücü önemli ölçüde geriledi ve tatil yapmak artık lüks bir tüketim kategorisine dönüştü. Yerli turist, bugün Antalya’daki ortalama 4 veya 5 yıldızlı bir otele 100 bin lira bandında bir bütçe ayırmayı rasyonel bulmuyor ya da bunu karşılayamıyor. Bunun yerine daha ekonomik ve cazip seçeneklere yöneliyorlar. Çukurova çıkışlı direkt Balkan turları, Mısır’da Şarm El-Şeyh ya da Azerbaycan’da Bakü gibi yurt dışı paketleri, çok daha rekabetçi fiyatlarla tatil yapma imkanı sunduğu için öncelikli tercih haline geliyor” dedi.

Çukurova Bölgesel Havalimanı yerli turistin yurt dışına yönelimini artırdı

Çukurova Bölgesel Havalimanı’nın faaliyete geçmesinin bölge halkının dış pazarlara erişimini lojistik olarak kolaylaştırdığını ifade eden Burakgazi, bu durumun yerli turistin rotasını yurt dışına çevirmesinde hızlandırıcı bir etki yarattığını belirtti. En çok talep gören dış destinasyonların başında Mısır, Azerbaycan ve Balkan ülkelerinin geldiğini vurgulayan Burakgazi, “Bugün Çukurova’dan hareketle Bakü’ye gitmenin maliyeti 599 Euro (yaklaşık 50 bin lira) civarında seyrediyor. Oysa aynı bütçeyle, yani 50 bin lirayla Alanya’da ancak bir apart otelde konaklama şansı bulabiliyorsunuz. Benzer şekilde Mısır’ın Şarm El-Şeyh bölgesi de şu an pazarın en gözde lokasyonu. Türk turizminin en büyük küresel oyuncularından biri olan Rixos Grubu, sadece Mısır genelinde 18 otele ulaşmış durumda. Doğal olarak tüketici, ‘Her yıl Antalya’ya gidip 50-60 bin lira harcamaktansa, aynı maliyetle Mısır’a giderim; hem yeni bir ülke keşfederim hem de 5 yıldızlı, ultra her şey dahil bir konseptte üst düzey hizmet alırım’ vizyonuyla hareket ediyor. Bu da yerli turistin harcama eğilimini aynı bütçeyle sınır ötesine kaydırıyor” diye konuştu. 

Sermaye ve sanayinin Mısır’a kayması ticari turizmi de vurdu

Bölgedeki durağanlığın yalnızca tatil amaçlı seyahatlerle sınırlı kalmadığını, bölgesel sermayenin ve sanayi yatırımlarının da Mısır gibi alternatif ülkelere kaymasının sektörü doğrudan etkilediğini dile getiren Burakgazi, şöyle konuştu: ”Mevcut ekonomik durgunluğu tek bir sektöre indirgeyemeyiz. Artan operasyonel maliyetler sebebiyle özellikle tekstil ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteren pek çok sanayicimiz, üretim tesislerini ve fabrikalarını Mısır’a taşıma kararı aldı. Yatırımların ve üretimin bölge dışına kayması, sadece doğrudan ticari hacmi değil, bu ticari ekosistemin yarattığı iş seyahatlerini, konaklama ve kurumsal turizm harcamalarını da olumsuz etkiledi.”

“Mersin’deki alternatifsizlik fiyatları yukarı çekiyor”

Mersin’in yerli turistin en çok talep ettiği “her şey dahil” konseptinde büyük bir arz eksikliği yaşadığını hatırlatan Filiz Burakgazi, kentteki tesis yetersizliğinin fiyat mekanizmasını da bozduğunu ifade etti. Burakgazi, “Mersin genelinde her şey dahil sistemiyle hizmet veren tek bir büyük tesisimiz var, o da Ulu Resort. Alternatif tesis sayısı bu denli az olunca, doğal bir sonuç olarak mevcut fiyatlar da yüksek kalıyor. Tüketici de Mersin’deki kısıtlı seçeneğe 100 bin liraya yakın bir bütçe ayırmak yerine, rotasını yurt dışına çeviriyor. Çünkü 600-700 Euro gibi rakamlara Uzak Doğu’ya, Tayland gibi dünya çapındaki destinasyonlara gitmek mümkün olabiliyor. Bu arz-talep dengesizliği ne yazık ki kentimiz turizminin aleyhine işliyor. İlerleyen süreçte Antalya modelinde olduğu gibi geniş kapsamlı entegre tesislere sahip olmamız kaçınılmazdır” dedi.

“Tanıtımda Kızkalesi’nin ötesine geçmeli ve Tarsus’a odaklanmalıyız”

Kentin yurt içi pazardaki algısını güçlendirmek adına daha kurumsal ve üst segment tanıtım stratejilerine ihtiyaç duyulduğunu belirten Burakgazi, yerel dinamiklerin ulusal düzeye taşınması gerektiğinin altını çizdi. Mersin’in öncelikle kendi iç pazarında çok daha güçlü konumlandırılması gerektiğini ifade eden Burakgazi, “Kentteki pek çok meslek kuruluşu ve kurum bu doğrultuda değerli çabalar sarf ediyor; ancak bizim çok daha profesyonel, niş ve özgün projelere ihtiyacımız var. Özellikle Hatay, Gaziantep, Kayseri ve tüm İç Anadolu hinterlandını hedefleyen özel pazarlama stratejileri geliştirmeliyiz. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası olarak küresel arenadaki yerimizi her yıl titizlikle alıyoruz; bu kapsamda Rusya, Dubai ve Almanya’da düzenlenen uluslararası turizm fuarlarında kentimizin potansiyelini geniş kitlelere aktardık. Bu küresel girişimlerin olumlu geri dönüşlerini yeni yabancı turist profiliyle almaya başlasak da iç pazarda aşmamız gereken bir simge sorunumuz var. Mersin’in kitleler tarafından ortak kabul görmüş, güçlü bir marka yüzüne ihtiyacı var. Bu noktada sadece Kızkalesi imajı tek başına yeterli bir çekim gücü oluşturamıyor. Tarsus, sahip olduğu köklü tarihsel mirasla bu alanda çok büyük bir katma değer ve kültürel derinlik üretebilecek potansiyele sahip. Kent vizyonu olarak stratejik odağımızı buraya kaydırmalıyız” diye konuştu.

“Festival kültüründeki istikrarsızlığımıza bir çözüm bulunmalı” 

Kentin sosyo-ekonomik hayatına büyük canlılık katan kitlesel etkinliklerin sürdürülebilir olması gerektiğine değinen Burakgazi, özellikle müzik festivalleri konusunda Mersin’in sınavları geçemediğine dikkat çekti. Organizasyonel devamlılığın turizmin hayati faktörlerinden biri olduğunu anımsatan Burakgazi, şöyle devam etti: ”Mersin, festival turizminde hedeflediği kalıcı istikrarı yakalamakta henüz istenen düzeyde değil. Sahil şeridimize ve kent ekonomisine çok ciddi bir devinim kazandıran, binlerce insanı buluşturan MilyonFest gibi müzik organizasyonları 2-3 yıl öncesine kadar başarıyla uygulanıyordu fakat bu yıl takvimde yer almıyor. Kentimizin en önemli markalarından Uluslararası Narenciye Festivalimiz de bu dönem bir gecikme yaşayacak. Neyse ki bu sene kentimizde gerçekleştirilen Kültür Yolu Festivali çok başarılı geçti ve kamuoyunda güçlü bir yankı uyandırdı. Bu başarı bize nitelikli müzik ve kültür organizasyonlarını şehre çekecek kurumsal girişimleri hızlandırmamız gerektiğini söylüyor. Sektör paydaşlarımızın ve seyahat acentelerimizin bu yöndeki haklı taleplerini karşılayacak altyapıyı sunmalıyız. Öte yandan, kış aylarında hayata geçirilen Noel Pazarı etkinliğinin başarısı ve insanlar üzerindeki pozitif etkisi hala hafızalarda. Bu tarz niş projeler turizmi 12 aya yaymamız için en büyük anahtarımızdır.”

“10 ile 15 bin yatak kapasiteli yatırımlara ve devlet desteğine ihtiyacımız var”

Mersin’in makro ölçekte bir turizm destinasyonuna dönüşebilmesi için kitlesel konaklama yatırımlarının önünün açılması gerektiğini belirten Filiz Burakgazi, kamusal destek çağrısında bulunarak sözlerini şöyle tamamladı: “Pazar analizlerimiz gösteriyor ki, yerli turistin öncelikli konaklama eğilimi her şey dahil konseptli modern tesislerden yana şekilleniyor. Mersin’in ulusal ve uluslararası pazarda gerçek anlamda rekabetçi bir oyuncu olabilmesi için çok ciddi ölçekli yatak arzına ihtiyacı var. Bahsettiğimiz vizyon; denize sıfır konumlanmış, her şey dahil sistemle çalışan, 5 yıldızlı standartlarda ve toplamda en az 10 ile 15 bin yatak kapasitesine ulaşacak bir yatırım hamlesidir. Kentte şu an yapımı devam eden bazı değerli projeler mevcut ancak mevcut potansiyeli harekete geçirmek adına tek başına yeterli değil. Bu noktada Mersin’in çok net ve güçlü bir devlet desteğine ihtiyacı var; ne yazık ki kentin merkezi teşvik ve desteklerden aldığı pay şu an beklentilerimizin altında kalıyor. Tüm bu altyapısal eksikliklere rağmen geleceğe yönelik ümidimizi hiçbir zaman kaybetmiyoruz; aksine, kentteki mevcut dinamizm ve sektörel çabalar bile geleceğin Mersin turizmi adına oldukça şahane ve umut vericidir.”

Bunlar da hoşunuza gidebilir...