Mersin’de 12 keçiyle başladığı butik hayvancılık yolculuğunu 200’ü aşkın sürüyle sürdüren Elif Çil, geleneksel mera yetiştiriciliğiyle elde ettiği keçi sütünü katma değerli ürünlere dönüştürmeye devam ediyor. Süt sağım dönemlerinde ürettikleri tuzsuz hellim ve tulum peynirine olan yüksek talebin sürdüğü çiftlik, son olarak keçi sütlü dondurmayı da ürün portföyüne ekledi.
Mehmet Nabi Batuk / Mersin
Geçirdiği troid ameliyatı sonrası 2020 yılında doğa ve hayvancılığa yönelen Kadın Girişimci Elif Çil, Mersin’de yalnızca 2 bin 500 TL sermaye ve 12 keçi ile çıktığı geleneksel ve butik hayvancılık yolcuğunda fark yaratmaya devam ediyor. Yanişehir İlçesi Gelincik Tepesi’nde Elif Hanım’ın Çiftliği markasıyla endüstriyel üretime karşı “küçük olsun, kaliteli olsun” felsefesini savunan ve sürü sayısını günümüzde 200’ün üzerine çıkaran başarılı üretici; şimdi de Mersin’deki yeni üretici pazarlarına entegrasyon ve keçi sütü dondurması yatırımıyla markasını geleceğe taşıyor. Elif Çil, Mersin’deki üretiminde 6. yılını geriye bıraktıklarını ve büyük endüstriyel tesislerin aksine üretimi butik bir yapıda tutarak lezzet ve kaliteden ödün vermediklerini belirtti. Peynir ve yoğurt çeşitlerinin ardından son olarak keçi sütlü dondurmayı da ürün portöylerine eklediklerini belirten Elif Çil, “Şuanda keçi sütünden 9 çeşit peynir, yoğurt ve çeşitli hijyen ürünleri üretiyoruz. Son olarak Mersin yaz aylarında ciddi nüfus artışı yaşamasına rağmen geleneksel dondurma üretiminde geride kaldığını gördük. Mersin’de keçi sütüyle gerçek dondurma yapan yer neredeyse yok. Büyük hotel restoran ve kafe işletmeleri tüketicilerin yoğun talebi olduğu için dondurmaları Kahramanmaraş’tan getiriyor. Bu noktadan başladığımız deneme üretimlerini başarı ile tamamladık. Şuanda sade dondurma çeşitlerimiz raflardaki yerini aldı. Çeşitli meyvelerden yapacağımız dondurma çeşitlerimizin denemeleri de devam ediyor. Organik etiketli meyve tederik zinciri üzerinde çalışıyoruz. Silifke’nin çileği, Anamur’un muzu, Tarsus’un Kara inciri hedeflediğimiz ilk meyve çeşitlerimiz olacak” dedi.

“Butik üretimle kaliteden ödün vermeyecek”
Hedeflerinin büyük üretim olmadığını ifade eden Elif Çil, “Büyümek yerine kalitemizi, lezzetimizi ve hijyenimizi korumak için üretim hacmimizi belirli bir seviyede tutuyoruz. Keçi sağımından peynir ve yoğurt yapımına, saklama koşullarına kadar her aşamayı bizzat kendim yönetiyorum. Hayvanlarımızın beslenme aşamasından sütün işlenmesine kadar hiçbir üretim sürecinde kimyasal tabanlı gıda takviyeleri ve diğer ürünler kullanmıyoruz. konvansiyonel yemlerden uzak durarak tamamen geleneksel mera yetiştiriciliği yapıyoruz. Yaz aylarında Mersin’de otların kurumasıyla birlikte sürümüzün yüzde 90’ını Hakkari’nin Beytüşşebap yaylalarına gönderdik. Karların erimesiyle şuanda bahar havasının yaşandığı bu coğrafyada hayvanlarımız şuanda ışkın ve şifalı otlarla besleniyor. Bu doğal beslenme ile ettiğimiz keçi sütü bize yüksek kalitede keçi peynirleri ve yoğurdunu sağlıyor” dedi.

“Kanser hastaları keçi sütünü sağımdan sonra sıcakken tüketiyor”
Keçi sütünün anne sütüne en yakın besin değeri taşıdığını belirten Elif Çil, kanser hastalarının, bebekli ailelerin ve doğal beslenmek isteyen bilinçli tüketicilerin en önemli gıda ürünlerinden biri olduğunu belirtti. Özellikle kanser hastalarının çiftliğe gelerek sağımdan çıkan taze sütü doğrudan, kaynatmadan tükettiğini ifade eden Elif Çil, “Sütlerimiz geleneksel tüketimin yanı sıra şifa olarak da tüketiliyor. Hayvanlarımızın tüm aşıları ve kontrolleri düzenli yapıldığı için sıfır hastalık riskiyle üretim gerçekleştiriyoruz. Bu sayede sütlerimiz geleneksel tüketimin yanı sıra, bağışıklığını güçlendirmek ve sağlığına kavuşmak isteyen insanlar tarafından adeta bir şifa kaynağı olarak da tüketiliyor. Doğal beslenmeye olan bu güven, bizi butik ve kaliteli üretim tarzımızda kararlı kılmaya devam ediyor” diye konuştu.

“En çok talebi tuzsuz hellim peynirinde alıyoruz”
Çiftliğin portföyündeki en iddialı ve kısa sürede tükenen ürünü ise hellim tadındaki özel tuzsuz peynir olduğunu ifade eden Elif Çil, şöyle devam etti: “Mevsimsel olarak şubat ayında başlayan ve eylüle kadar devam eden süt sağımında katma değerli ürünlere yöneliyoruz. Ancak en çok sütü ilkbahar aylarında alıyoruz. Bu aylardaki yoğun sağım dönemimizde günlük ortalama 15 kilo peynir üretimi gerçekleştiriyoruz. En çok talep tuzsuz hellim peynirine yönelik olduğu için ağırlıklı olarak bu peyniri üretiyoruz. Ayrıca tulum peynirimize de yoğun bir talep var. Çiftliğimizde son süreçte çeşitli denemelerin ardından yüksek kalsiyumlu yumurta üretimine de başladık. İlk etapta Araucana cins tavuklarımızla mavi yumurta üretimi gerçekleştirdik. Bu yumurta haşlanarak tüketildiğinde kişilere ciddi besin değeri kazandırıyor. Ancak tüketicilerimizden gelen yüksek talep nedeniyle şimdilerde vitamin değeriyle öne çıkan, kabuğu taş gibi sert ve eti-derisi siyah olan Çin tavuklarından oluşan yeni bir popülasyon yarattık. 10 tavukla başladığımız bu popülasyonda tavuk sayımız 50’ye ulaştı.”

“Mersin Yeryüzü Pazarı’ndaki yerimizi alacağız”
Türkiye’nin birçok noktasında bulunan Slowfood akımının adil, sağlıklı, güvenilir ve sürdürülebilir gıda felsefesiyle kurulan Slowfood Mersin Yeryüzü Pazarı’ndan davet aldıklarını ifade eden Elif Çil, “Mersin, yerel gıda hareketleri ve sürdürülebilir tarım açısından çok önemli bir dönüşüm yaşıyor. Biz de temiz ve adil gıda üretme felsefemizle bu değerli platformun bir parçası olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Mersin’de kurulacak bu pazar, sadece ürünlerimizi sergileyeceğimiz bir alan değil; aynı zamanda endüstriyel üretime karşı geleneksel ve butik üretimi savunan tüm paydaşların, bilinçli tüketicilerle doğrudan buluştuğu çok güçlü bir bağ kurma noktası olacak. 15 günde bir kurulacak olan bu özel pazarda, hiçbir aracı olmadan, emeğimizin ve kalitemizin değerini anlayan insanlara en doğal ürünlerimizi ilk elden sunacağız. Geleneksel yöntemlerle, aşkla ürettiğimiz her bir damla keçi sütünü, peyniri ve yoğurdu, bu sürdürülebilir zincirin bir halkası olarak Mersin halkıyla buluşturmak için sabırsızlanıyoruz” diye konuştu.
“Hayvancılık kutsal bir miras, kızlarım devam edecek”
Geçtiğimiz günlerde yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen üretme tutkusundan asla vazgeçmediğini belirten Elif Çil, bu mesleğin kutsal bir gelenek olduğunu söyledi. Çil, sözlerini şöyle sonlandırdı. “Bu çiftliği ve tüm birikimimi arkamdan gelecek olan kızlarım Arjin ve Jinda’ya miras bırakacağım. Onların da benim yolumdan giderek iyi birer hayvancı olmasını istiyorum. Çünkü bu hayatta emek veren, işini layığıyla yapan her zaman yol alır.”
