“Jeopolitik riskler kapıda, Mersin için büyük ölçekli tersane yatırımı acil gündem maddesi olmalı”

Artan jeopolitik gerilimler ve olası kriz anlarında yaralanan gemilerin bakım-onarımı için Mersin’in Doğu Akdeniz’de kritik bir role sahip olduğunu belirten E. Tümamiral Cem Gürdeniz, 100 bin tonluk tankerlere hizmet verebilecek büyük ölçekli bir tersanenin vakit kaybetmeksizin hayata geçirilmesi çağrısı yaptı.

Türkiye-AB İş Diyaloğu II (TEBD II) Projesi kapsamında, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Eurochambres iş birliğinde hayata geçirilen Mersin Mavi Ekonomi Çalıştayı: Sürdürülebilir Denizcilik Geleceğinin Şekillendirilmesi etkinliği, Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Çalıştayın açılış konuşmaları, MDTO Genel Sekreteri Fuat Gedik ve etkinliğin onur konuğu E. Tümamiral Cem Gürdeniz tarafından yapıldı. Gürdeniz, Mersin’in önemine dikkat çektiği konuşmasında Türk deniz jeopolitiğinin Doğu Akdeniz’deki amiral gemisinin Mersin olduğunu ve bu büyük sorumluluğun başka bir şehre verilemeyeceğini ifade etti. 500 yıllık küresel sistem değişirken Akdeniz’in coğrafi ve stratejik öneminin sabit kaldığını vurgulayan Gürdeniz, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Mersin’e sahip çıkın” vizyonuna atıfta bulunarak, kentin Doğu Akdeniz’deki jeopolitik ve mavi vatan mücadelesinin en kritik cephesi olduğunu aktardı.

“Avrupa Birliği çöküş sürecindedir”

Avrupa Birliği’nin bir çöküş süreci içerisinde olduğunu vurgulayan E. Tümamiral Cem Gürdeniz, Türkiye’nin Akdeniz’deki politikalarını yeni ekonomi düzenine göre güncellemesi gerektiğini söyledi. Gürdeniz, “Bakın, daha dünkü Fransa, aynen Brexit gibi, Fransa’nın AB’den ayrılmasını konuşuyor. AFD’nin iki gün evvelki seçim sonuçlarını gördünüz, %44’le geldiler. Saksonya, Thüringen, Mecklenburg-Vorpommern… Ne diyorlar? “AB’den çıkacağız” diyorlar. AB muazzam bir yokuş aşağı inme aşamasında. Alman ekonomisi biliyorsunuz felaket durumda. Fransız ekonomisi felaket durumda. Bunlar Avrupa Birliği’nin lokomotifleri olduğu için söylüyorum. Niye böyle bir giriş yapıyorum? Tabii ki AB ile ekonomik ilişkileri geliştirmek, pekiştirmek uygun. Ancak Türkiye, AB ile artık eşit şartlarda tartışması gereken, konuşması gereken, çünkü bu 500 yıllık sistem değişirken Akdeniz’deki sistem değişmiyor. Akdeniz coğrafyası hala aynı yerde kalıyor. Türkiye’nin coğrafyasının oluşturduğu, milli gücün unsuru olarak oluşturduğu çok büyük ayrıcalık, çok büyük zenginlik hala duruyor” dedi.

“Doğu Akdeniz’de gemi onarımda tek bir tersane var”

Yani gemi inşa sanayine, Antalya Serbest Bölgesi’nin iyi çalıştığını ifade eden Cem Gürdeniz şöyle devam etti: “Peki soruyorum size, Akdeniz bölgesinde büyük bir tersanemiz var mı? 100 bin tonluk bir tanker, karinasından yara alsa, mayın yarası, havuzlayacağımız bir yer var mı Akdeniz’de? Nereye gideceksiniz? Ya Hayfa’ya, ya Girit’e, ya Yunanistan’a. Koskoca Türkiye’ye yakışıyor mu? Yıllardır bunun mücadelesini verdik. Bakın Türkiye, 2002’den bu yana 24 yıldır nereden baksanız 700-800 milyon dolara yakın ulaştırma altyapısı yatırımı yapıldı. Bunun raporu var. Girin Ulaştırma Altyapı Bakanlığı’nın sayfasına. Denizciliğin aldığı payı söyleyeyim size. Yüzde 1. Yüzde 1! Bir tane yolcu gemimiz yok. Bir tane yolcu gemimiz yok! Benim çocukluğum Denizyolları’nda geçti. Benim bütün ailem orada. Meslek hayatım da Bahriye’de geçti. Biz İstanbul’dan Karadeniz’e, İstanbul’dan İskenderun’a seyahat ederdik. Deniz yolculuğu yapardık. Yok! Bunu sorgulamanız lazım. Yok.”

“Yolcu gemisi inşa alanında daha çok varlık göstermemiz gerek”

Türkiye deniz taşımacılığında yeterli etkiyi gösteremezken Türk Hava Yolları, dünyanın en büyük hava filosu olma yolunda ilerlediğine dikkat çeken Cem Gürdeniz, “Türkiye, dünyanın en büyük gemi inşa sanayine sahip değil mi, sıralıyor işte Kore var, Japonya var, Amerikan savaş gemileri bile bizde yapılacak. Şahane, çok güzel. Peki soruyorum size, dünyanın en büyük otel zincirleri bizde. Otel sanayii bizde. Otellere yapılan mobilyalar, otellerle… Ya yolcu gemisi niye yapmıyoruz o zaman biz? Niçin yolcu gemisi işletmiyoruz? 7 yıldızlı otel işleten bir ulus niye yolcu gemisi işletmez? Niçin bu sektörü bırakmışız? Niçin 8 milyonluk Yunanistan dünyanın en büyük tanker filosuna sahip? Bunları sorgulamamız lazım” dedi.

Mersin’in mavi ekonomi kavramından önce temel denizlik alanlarında güçlenmesi gerektiğini ifade eden Cem Gürdeniz, “Şuanda kentte sürdürülebilirlik, mavi ekonomide ne yapabiliriz? Diye soruluyor. Bakın temel eksikliklerden bahsediyorum. Önce denizci olmalıyız. Özellikle gençlere söylüyorum, bunu itecek olan sizsiniz. Biz ancak bu kadarını getirebildik. En azından jeopolitik düzeyde bir yerde halka mal edebildik. En azından Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin geleceği olduğunu anlatabildik. O yüzden ekolojik, ekonomik sürdürülebilirlik için temel çerçeve, önce jeopolitik sürdürülebilirliktir” diye konuştu.

“Türkiye jeopolitik mücadelede Karadeniz ve Akdeniz’de sıkışıyor”

Akdeniz’de, lojistik koridorların mücadelesinin hız kazandığını sözlerine ekleyen Cem Gürdeniz, enerji alanlarının mücadelesi ve kenar kuşak jeopolitik mücadelesinin artarak sürdüğünü ifade etti. Günümüzde dikkat edilmesi gereken en önemli noktanın saldırgan bir İsrail jeopolitiğinin mücadelesi olduğunu kaydeden Cem Gürdeniz, şunları söyledi: “Türkiye iki tane savaş arasına sıkışmış durumda. Bu iki savaşın Türkiye’ye sunduğu büyük fırsatlar var. Büyük fırsatlar olduğu gibi büyük krizlere, gelecekte zorluklara Türkiye’nin maruz kalma riski de var. Bugün Türkiye, uyguladığı aktif tarafsızlık politikasıyla Karadeniz’de bir denge yaratmıştır ama o denge artık bozulmaktadır. Bakın son 3 ayda nereden bakarsanız bakın, 60’a yakın Türk gemisi saldırıya uğradı. Bazı armatörler gemilerini bırakıp terk ediyorlar. 2 Ağustos’ta vurulan Rus gemisi, 30 Ağustos’ta Şili açıklarında geldi karaya oturdu. Böyle bir şey… Nasıl olabilir? Veya Tuğberk ve Aksu gemilerini gördünüz değil mi? En işlek deniz hattında, bir gemimiz öbür gemiyle çatışıyor. Gemi trafik hizmetleri koridorunun olduğu bir yerde, kimse ikaz etmiyor. Bu neye benziyor? Çukurova havaalanına gelirken havada iki uçak yaklaşıyor, birbirine çarpışıyor. Orada o kadar operatör var, o kadar sistem var. Veya Kuzey Kıbrıs’ta yaşanan, trajedi, skandal demiyorum artık trajedi diyorum. Maalesef.”

“Doğu Akdeniz’deki bu jeopolitik farkındalığın, farkında olabilmek lazım”

Böylesine kriz sürecinde Mersin Deniz Ticaret Odası’nın yürüttüğü stratejinin çok değerli olduğunu ifade eden Cem Gürdeniz, “Mersin DTO’nun AB ile bu projenin yürütmesi tabii ki çok önemli. Burada paydaşların, AB ile ticaret olanaklarını, artırma seçeneklerini görmesi çok önemli. Ama önce Mersinlilerin, bir amiral gemisi sahibi olarak, İskenderun Körfezi’nin, Hatay bölgesinin – ki Türkiye’nin, bana sorarsanız en büyük jeopolitik kazançlarından birisidir. Mustafa Kemal’in vefatından önce, önce boğazları bize hediye etmiştir değil mi, Montrö ile, daha sonra da Hatay’ı bize emanet etmiştir ve hediye etmiştir. Bakın, Hatay’ı Mustafa Kemal Türk topraklarına katmasaydı, İskenderun Körfezi’nin yarısı şu an Suriye karasuyuydu, yarısı da Türk karasuyuydu. Şu an bir iç su rejimi var orada. İç su rejimi ne demek? Sizin kanunlarınız geçerli demek. Her şeyde sizsiniz. O bakımdan şu an temel mücadele öncelikle Doğu Akdeniz’deki bu jeopolitik farkındalığın, farkında olabilmek. Bu jeopolitik gerçekliği görebilmektir” dedi.

“İsrail – Yunanistan cephesine karşı Mersin’e tersane projesi en önemli karşı ekonomik hamle olur”

Türkiye’nin güneyin çok ciddi bir cepheleşme olduğunu ifade eden Cem Gürdeniz, “İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın, arkasında ABD ve Fransa’nın olduğu bir cephe güçleniyor. Bunu üzülerek söylüyorum ama, bu kriz ileriye atılabilecek bir kriz değil. Yunan Başbakanı’nın açıklamalarını duyuyorsunuz, İsrail Başbakanı’nın açıklamalarını duyuyorsunuz. Şu an Türkiye’nin yapması gereken, tabii ki askeri alanda güçlü olmak ama diğer yandan da bu dediğim alanlarda, yani  ekonomik alanda da güçlü olmak. En kısa zamanda büyük bir tersane kurulması lazım buraya. Yani herkes şunu bilmeli; burada ileride sıcak bir çatışmaya girildiğinde Türk gemileri, Karadeniz’de olduğu gibi takır takır vuruluyor gemiler, oradan hani Tuzla yakın, İstanbul Boğazı yakın. E burada ne olacak gemiler? Yarın öbür gün burada İHA saldırıları, mayın, efendim, füze saldırıları gemilerimize zarar verirse nereye çekeceğiz? Nerede tamir olacaklar? Belli değil” diye konuştu.

“Kuzey Kıbrıs’ın abisi Ankara değil Mersin’dir”

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de en kötü senaryolara karşı hazırlanması gerektiğini söyleyen Cem Gürdeniz, şöyle konuştu: “Yani İsrail şuradan kuş uçuşu 500 mil işte. O bakımdan, Kuzey Kıbrıs’la ortak mutlaka çalıştaylar yapmanız lazım. Kuzey Kıbrıs’ta Deniz Ticaret Odası yok diye biliyorum ama onların işte bir tane tersane var Ramazan Bey’in, o tersane falan toplayıp, niçin Kuzey Kıbrıs’ı denizcileştiremiyoruz, bunu tartışmanız lazım. Kuzey Kıbrıs’ın abisi Mersin. Ankara değil, Ankara zaten denizci değil. Ankara karacı. Yıllardır böyle ama değişen bir şey yok. Kıbrıs’ı denizcileştirecek olan Mersin. Çünkü bu jeopolitiğin gereği, tabiatın gereği. Yarın öbür gün başımız krize girdiğinde “biz niye bu hataları yaptık” dememek için şimdiden. Onları çağırıp fikir jimnastiği yapın. Yani askeriyede harp oyunu denir, plan tatbikatı denir, bunları yapın. Yetenekler ne? Bir gemi arıza yaparsa, bir gemiye bir şey olursa nereye çekebiliriz? Hangi römorkörler var? Nereye getirebiliriz? Bunların bence şimdiden, eee, araştırmasını ve fikir jimnastiğini yapmakta fayda var.”

“Doğu Akdeniz’deki amiral gemisi Mersin’dir”

Dünyanın 500 yıllık sistemi bozulurken, küresel sistem, finans ve kapitalin asla ve asla hegemonyanın sahip olduğu yetkiyi tek kutuplu dünyada vermiş olduğu avantajları kaybetmek istemeyeceğini ifade eden Cem Gürdeniz, sözlerini şu sözlerle tamamladı: “Dünya tarihi göstermiştir; hegemon geri çekilirken daima dağıtarak, kan dökerek, acı çektirerek çekilir ve şu an herkes inanın bana çok kutuplu dünya düzenindeki yeri için mücadele ediyor. Artık o dönem bitti, yani tek kutup falan kalmadı, çift kutup da kalmadı, herkes çok kutuplu dünya üzerinde. Burada en önemli şey coğrafi gücünüz. Çok şükür Türkiye en zengin ülkelerin başında coğrafi güç olarak. Yeniden ayağa kalkma yeteneği yani resilience dedikleri, ki Türkiye’nin ben bu konuda da çok iyi olduğuna inanıyorum. En önemlisi tabii ki iç bütünlük, milli bütünlük. Bunda da dinamiğimiz her zaman da Türkiye milli bütünlüğünü, iç bütünlüğünü sağlar ve o gün geldiğinde siz zihnen hazırlık yaptığınızda… Nasıl ki depremde, gördük bunu depremde. Neyi gördük? Denizden köprü kuramadığımızı gördük mesela. Daha deprem olalı şurada kaç sene oldu? O yüzden ben şimdiden ikaz ediyorum. Deprem değil, yepyeni başka başka krizlere hazır olmak lazım. Mersin’in görevi de burada, lider… Benim değil, yeri çıkmak durumunda, çünkü altyapı olarak hazır olan bir tek siz varsınız. Kimse yok başka. Üniversiteler var, denizcilik okulu kurdunuz, liman var, altyapı var, yollar var, Toros geçitleri şurada. Anadolu’yla tek irtibat sizsiniz. Yani Türk deniz jeopolitiğinin bir daha söylüyorum, Doğu Akdeniz’deki amiral gemisi Mersin’dir ve bu büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu başka başka bir şehre veremezsiniz. Bu kadar net söylüyorum.”

Çok kutuplu yeni dünya düzeninde coğrafi gücün, krizlere karşı yeniden ayağa kalkma yeteneğinin ve milli bütünlüğün en önemli unsurlar olduğunu vurgulayan E. Tümamiral Cem Gürdeniz, üniversiteleri, limanı, Toros geçitleri ve lojistik altyapısıyla bu krize hazırlık yapabilecek yegane merkezin Mersin olduğunu belirtti. Gürdeniz kentin Doğu Akdeniz’deki amiral gemisi olma niteliğinin devredilemez tarihi bir sorumluluk olduğunu sözlerine ekledi.

MDTO Genel Sekreteri Fuat Gedik ise  mavi ekonominin, ekonomik büyüme ile çevresel sürdürülebilirliği birlikte ele alan yeni bir kalkınma anlayışı olduğunu ifade etti. Mersin’in jeopolitik konumu, limanı, sanayisi ve güçlü denizcilik sektörüyle bu vizyonun merkezinde yer aldığını belirten Gedik, denizcilik eğitiminin güçlendirilmesi amacıyla Mersin Deniz Ticaret Odası Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Mersin Üniversitesi MDTO Denizcilik Fakültesi’nin kente kazandırıldığını ve kurum bünyesinde çevresel sürdürülebilirlik adımlarının hayata geçirildiğini aktardı.

Çalıştayın devamında düzenlenen oturumlarda alanında uzman isimler tarafından mavi ekonominin farklı boyutları masaya yatırıldı.  MEÜ MDTO Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdem Akkan moderatörlüğündeki ilk oturumda, Çağ Üniversitesi Rektörü  Prof. Dr. Murat Koç ve Öğretim Üyesi Dr. Sami Doğru ile ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Yücel ile tarafından mavi ekonominin küresel ve ulusal perspektifleri ele alındı.

MDTO Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Gülşen Akyıldız moderatörlüğündeki ikinci oturumda, MEÜ  Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ayas, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Devrim Tezcan ve MEÜ MDTO Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Gökçe Tuğdemir Kök tarafından Mersin’in mavi ekonomi potansiyelinin ortaya çıkarılması konularında sunumlar gerçekleştirildi.

Ataşehir Denizcilik Lisesi temsilcisi Av. Halil Delibaş moderatörlüğündeki üçüncü oturumda ise UNIDO Enerji Yönetim Sistemi Uzmanı Umut Oğur, Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şubesi temsilcisi Prof. Dr. Alkan Alkaya, MSC Genel Müdür Yardımcısı Uğur Tosuner ve MIP Proje ve Sürdürülebilirlik Müdürü Serkan Mahmutoğlu tarafından yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir denizcilik konuları değerlendirildi.

Çalıştay kapsamında kurulan interaktif çalışma gruplarında deniz taşımacılığı, kıyı turizmi ve deniz çevresi başlıkları incelendi. Etkinlik, grupların temel bulgularını, eylem önerilerini ve potansiyel iş birliği projelerini aktarmasıyla sona erdi.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...