“Polifarma, sanal hasta ve dijital ikiz modellerine odaklanıyor”

Transformation NOW! 2026’da sağlık sektörünün geleceğini değerlendiren Polifarma CEO’su Dr. Ecz. Başbuğ Öke, yapay zekâ, sanal hasta modelleri ve dijital ikizlerin klinik araştırmalarda öne çıkacağını belirterek, bu teknolojiler sayesinde yeni tedavilerin hastalara çok daha hızlı ulaşacağını vurguladı.

Polifarma CEO’su Dr. Ecz. Başbuğ Öke, NTT DATA Business Solutions tarafından düzenlenen Transformation NOW! 2026’da, sağlık sektörünün geleceğine ve teknolojik dönüşüme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Bir Sonraki Büyük Hamle: Liderlerin Oyun Planı” başlıklı oturumda konuşan Dr. Ecz. Başbuğ Öke, sağlık sektöründe rekabetçilik ve gelişim için üretimden Ar-Ge’ye, teknolojik dönüşümden insan kaynağına uzanan çok yönlü bir yaklaşım gerektiğini ifade etti. Teknolojinin yanı sıra Ar-Ge, tedarik zinciri, operasyonel verimlilik ve insan kaynağının gelişim sürecinde büyük rol üstlendiğine vurgu yapan Öke,  “En büyük değişimi nerede görüyorsunuz?” diye sorarsanız, bunun başında Ar-Ge geliyor. Geleneksel olarak bir ilacın geliştirilmesi 10-15 yılı bulabilirken, özellikle preklinik aşamalarda geliştirdiğimiz yeni Ar-Ge modelleri ve yapay zekanın sağladığı olanaklarla bu önemli ölçüde kısalacak. Önümüzdeki dönemde sanal hasta modelleri ve dijital ikizler gibi yaklaşımlar klinik araştırmalarda daha fazla göreceğiz. Bu çalışmalar sayesinde tedavilere insanların daha hızlı erişmesini sağlayacağız. Benim açımdan bir diğer büyük gelişim ise kişiye özgü tedaviler olacak. 25 yıl önce doktora yaparken bir motto, bir hayal vardı: “İlaçların dozu değil, insanların dozu olmalı.” Bugün bu düşüncenin giderek gerçeğe yaklaştığını görüyoruz. Önümüzdeki dönemde, dünyada her şey kişiselleşirken, sağlık hizmetleri ve tedaviler de kişiselleşecek. Bu dönüşüm, doğru hastaya doğru zamanda ve dozda uygulanabilen çok daha odaklı tedavilerin önünü açacak” dedi.

“Nadir hastalıklara dair dört farklı ürünü geliştiriyoruz”

Öte yandan regülasyonların artık yalnızca bir uyum alanı değil, rekabetin önemli unsurlarından biri haline geldiğini ifade eden Dr. Ecz. Başbuğ Öke, “Gerçek yaşam verilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte özellikle bazı gen tedavilerinde sağlık verisi odaklı geri ödeme sistemlerinin ağırlık kazanması bekleniyor. Bunun yanı sıra ilaç tedavilerine eşlik eden dijital terapötikler, özellikle psikiyatri ve diyabet yönetiminde daha fazla kullanılacak. Üretim ve tedarik zincirinde ise verinin anlık takip edildiği, süreçlerin kontrol edildiği ve kesintisiz üretim modellerinin öne çıktığı yeni bir döneme adım atıyoruz. Bu nedenle büyüme stratejilerimizde dijitalleşme önemli yer tuttuyor. Teknolojik dönüşümü stratejik bir yetkinlik olarak görüyoruz. 1986 yılında kurulan, Türkiye’nin en büyük hastane ürünleri üreticilerinden olan ve 50’den fazla ülkeye ihracat yapan bir firmayız. Önümüzdeki dönemde de global sağlık oyuncusu olmayı hedefliyoruz. Bu hedefin temel şartını ise Ar-Ge yetkinlikleriniz oluşturuyor. Bu doğrultuda, Tekirdağ Ergene’de etken maddeden bitmiş ürüne kadar uzanan entegre güçlü bir üretim yetkinliğimiz var. Bunun önemli örneklerinden biri de SMA alanında geliştirdiğimiz etkin madde ve ilaç çalışmaları. Yeni ürün geliştirme yatırımlarımıza devam ediyoruz. Yeni yapacağımız teknolojik yatırımlar ile nadir hastalıklara dair dört farklı ürünü geliştirmeyi planlıyoruz, bu alanda çalışmalarımızı da başlattık. Ancak dönüşümün yalnızca üretim, Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarıyla sınırlı olmadığını da düşünüyoruz. Değişime liderlik etmek, birlikte çalıştığınız insanları da değiştirmek ve onları geleceğe hazırlamak anlamına geliyor. Bir liderin başarısında bu konu da büyük rol oynuyor” diye konuştu.

“Liderlik; insanların kalplerini ve zihinlerini ortak bir amaç etrafında buluşturmaktır”

Dönüşüm ve gelişim süreçlerinde insan odaklı olmanın önemine dikkat çeken Dr. Ecz. Başbuğ Öke, şöyle devam etti: “Yapay zekâyı insanın alternatifi olarak değil, insanın yetkinliklerini ileri taşıyan ve potansiyelini büyüten bir dönüşüm gücü olarak görüyorum. Şirketlerin en büyük değeri insan kaynağıdır. Teknoloji, iş süreçlerinde birçok teknik alanda çözüm sağlıyor ve insanın yetkinliklerini daha da ileri taşıyor. Ancak empati kurmak, güven oluşturmak, birlikte üretebilmek ve takım çalışması kültürü oluşturmak, iş yaşamında değer yaratmanın temelini oluşturmaya devam ediyor. İşte bu noktada liderliğin en önemli sorumluluklarından biri; insanların kalplerini ve zihinlerini ortak bir amaç etrafında buluşturmak. Çünkü öğrenme kültürü liderle başlıyor. Liderin merakı ve öğrenme isteği organizasyona yayıldığında, insanlar da gelişime ve değişime daha açık hale geliyor.‘’

Bunlar da hoşunuza gidebilir...