“Masada fotoğraf veren değil; agresif lobi yapan, iş insanları ve girişimcilerin önünü açan bir oda sistemi kuracağız”

Şanlıurfa’nın muazzam ekonomik potansiyeline rağmen lobi eksikliği nedeniyle Ankara’da ve masada yalnız bırakıldığını belirten turizmci ve sanayici Serhat Gerger, ŞUTSO Başkanlığına adaylığını koydu. Mevcut yönetimin “bürokratik pasifliğini” ve “sessizliğini” eleştiren Gerger, kentin finansa erişimden sanayi altyapısına, Suriye pazarından direkt uçak seferlerine kadar tıkalı olan tüm kanallarını açacak agresif lobi stratejisinin detaylarını anlattı.

Tarımı, sanayisi, turizm potansiyeli ve genç iş gücüyle Güneydoğu Anadolu ekonomisinin kalbi konumunda yer alan Şanlıurfa’da, iş dünyasının en büyük temsilcisi olan Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (ŞUTSO) seçim heyecanı yaşanıyor. ŞUTSO Başkan adaylığını açıklayan kentin önde gelen turizmci ve sanayicilerinden Serhat Gerger, seçilmesi durumundaki yol haritasını ve kentin kaderini değiştirecek agresif lobi stratejisini The Tarsha Sun’a anlattı. Şehirdeki tüccar ve sanayicilerin yüksek aidatlar, krediye erişimdeki ekspertiz haksızlıkları ve en önemlisi yetersiz lobi faaliyetleri nedeniyle yalnız bırakıldığını belirten Gerger; ŞUTSO’nun artık sadece protokollerde fotoğraf veren, pasif ve bürokratik bir bina olmaktan çıkması gerektiğini vurguladı. Kredi notu dayatmalarından sınır ticaretindeki bürokratik engellere, OSB altyapılarından ulaşım krizine kadar kentin tüm kronik sorunlarına karşı sesini gür çıkaracaklarını ifade eden Serhat Gerger, Ankara’da ve tüm platformlarda Şanlıurfa tüccarının hakkını söke söke alan, şeffaf, hesap verebilir ve agresif bir lobi yönetimi kuracaklarını söyledi.

Sizi ŞUTSO Başkanlığı adaylığına iten temel sebepler nelerdir? Mevcut yönetimi hangi alanlarda yetersiz buluyorsunuz?

Bizim adaylık iddiamız şahıslarla değil, var olan sistem ve zihniyetle ilgilidir. ŞUTSO, Şanlıurfa’nın en büyük ve en köklü iş dünyası kuruluşu olmasına rağmen, ne yazık ki uzun süredir pasif ve üyesinden kopuk bir idare anlayışıyla yönetilmektedir. Kent ekonomisinin potansiyeli ile odanın sunduğu vizyon arasında derin bir uçurum var. Mevcut yönetimi; üyelerin sorunlarına çözüm üretmede yetersiz kalması, lobicilik ve temsil gücünü harekete geçirememesi ve kentin stratejik ekonomik kararlarında edilgen bir tutum sergilemesi nedeniyle yetersiz buluyoruz. Biz, koltukta oturan değil, sahada üyesiyle birlikte mücadele eden dinamik bir yönetim anlayışını hâkim kılmak için adayız.

Mevcut oda yönetimi, odayı adeta bir bürokrasi ve evrak onay merkezi olarak görme hatasına düşmüştür. Üyelerden alınan aidatlar ve belge ücretleri, tüccara hizmet olarak geri dönmemektedir. Bizim yönetimimizde ŞUTSO, üyesini bir ödeme kaynağı değil, kentin kalkınma ortağı olarak görecektir. Üyenin ödediği her bir kuruş aidatın, doğrudan ticaretin geliştirilmesi, fuar katılımları ve pazar arayışları için harcandığı şeffaf bir hesap verilebilirlik düzeni kuracağız.

Yönetime geldiğinizde izleyeceğiniz temel strateji ve oda içi idari yaklaşımınız ne olacak?

Bizim sloganımız: ‘Urfa tüketen bir şehir olmaktan çıkacak, üreten ve çalışan bir kent haline gelecek’tir. Bu noktada ŞUTSO’nun ciddi roller üstlenmesi gerekiyor. Biz yönetime gelirsek ŞUTSO’yu sadece toplantı yapılan veya bilgi veren bir kurum misyonundan çıkaracağız. Çünkü esnaflarımız, tüccarlarımız ve iş insanlarımız ŞUTSO’ya ödedikleri aidatın karşılığını aldığına inanmıyor. Gittiğimiz her yerde seçimden seçime hatırlanmaktan dem vuruyorlar.

2022 yılında göreve gelen mevcut yönetim, 2023 yılında yaşanan deprem ve sel afetine rağmen belge ücretlerine yüzde 115 zam yaptı. 2024 yılında da yüzde 110 zam yaptı. Çıktık mecliste bu zamların çok yüksek olduğunu, enflasyon oranında yüzde 65 olması gerektiğini söyledik. Bunun yasal ve hukuki mücadelesini verdik. Üyelerimizin komşularından borç alarak gelip evrak aldığı, aidatlarını ödediği bir dönemde mevcut yönetim zamlardan geri adım atmadı. Bu zamlar üyelerimizin odamıza aidiyet duygusunu yitirdiği bir dönemi başlattı. Ne yazık ki bu mücadelemiz seçilmiş yönetimi hala ikna edebilmiş değiliz. Konunun mahkeme süreci hâlâ devam ediyor.

ŞUTSO’nun kentin gerçek sorunlarına ve ihtiyaçlarına en azından turizm alanında cevap verebilmesi için son 4 yıldır Turizm Meslek Komitesi’nde mücadele veriyoruz. Komite olarak bu alanda verdiğimiz 124 önerge var. Ama ne yazı ki bu önergelerin en az 100’ü mevcut yönetim tarafından çok komik gerekçelerle reddedildi. Bu önergeler turizm sektörümüzün dijitalleşmesi, kalite ve akreditasyon sistemlerinin güçlendirilmesi, ulusal ve uluslararası organizasyonların kentimizde gerçekleşmeleriyle ilgiliydi. Ama ne yazık ki mevcut ŞUTSO yönetimi kentin tüm alanlarında fayda sağlayacak önergelerimizi reddetti. Biz zaten 4 yıldır bu mücadelenin içerisindeyiz. Biz bu mücadelemizi tüm ŞUTSO’ya yaymak için geliyoruz.

ŞUTSO’nun kent ekonomisindeki yeri ve temsil gücü hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Şanlıurfa’daki ekonominin nabzı ŞUTSO’da atmaktadır. Zira şehrimizde SGK’ya kayıtlı çalışanların yüzde 65’i ŞUTSO’ya kayıtlı şirketlerde istihdam ediliyor. Şehrimizin görünen yüzleri milletvekilleri ve belediye başkanları olarak görülse de aslında ŞUTSO çok ciddi bir mekanizmanın başıdır. Eğer ŞUTSO kendi üyelerinin ve işletmelerinin hakkını savunmak için ayağa kalkarsa, sesini daha gür çıkarırsa sorunlarımızın birer birer çözüleceğine inanıyoruz.

ŞUTSO’nun görev ve sorumlulukları nettir. Ama bu durum kentin en önemli sorunlarına karşı ses çıkarmamayı gerektirmez. Oturduğunuz koltukta bu soruna karşı daha gür bir ses çıkarabilirsiniz. Tabi ki şahsi menfaatiniz ve endişeniz yoksa, derdiniz Şanlıurfa ise beklenen sesleri çıkarırsınız. Şuanda yaşadığımız gibi eğer ‘bakanla aramızı bozarsak kamu ihalem elimden gider mi? diye sorarsanız kentin taleplerini protokollerde dile getiremezsiniz. Bu sesleri duymadığınızda ise şehrimiz için tuttuğunuzu koparmak çok kolay olacaktır.

Saha ziyaretlerinizde üyelerden en çok hangi şikâyetleri alıyorsunuz?

Sahada tüccarımızdan ve sanayicimizden aldığımız en baskın şikâyet “yalnız bırakılmışlık” hissidir. Üyelerimiz, odanın sadece aidat toplama ve seçim zamanlarında hatırlandığını ifade ediyor.

İkinci ve en kritik başlık ise yüksek faiz ortamında finansa erişim imkânlarının daralmasıdır. Bugün yüzlerce iş insanı şehir puanları nedeniyle yeterli miktarda krediye erişemiyor. Yani Şanlıurfa’da yatırım yapacaksanız finans alanında 1-0 geride başlıyorsunuz. Teminat olarak gösterilen taşınmazlar ne yazık ki expertiz raporlarında değerlerinin neredeyse yarısı miktarında gösteriliyor ve yatırımcılar çok düşük kredilere mahkûm ediliyor. Yüksek kredi puanlarına sahip iş insanlarımız bile hak ettiklerinin çok daha altında finans kaynağına erişebiliyor. Şanlıurfa’yla ilgili bu sorun şehrimizdeki nakit akışını ciddi şekilde sekteye uğratıyor. Tüm kangrenleşen sorunlara rağmen mevcut ŞUTSO yönetimi yerel kredi puanı dayatmasına karşı güçlü lobi çalışmaları yürütemiyor.

Finans alanındaki bu sıkıntılar yatırımcıyı ne yazık ki öz sermaye kullanımına zorluyor. Bu durum, kente aidiyet duymayan yatırımcılarımızın yönlerini başka kentlere çevirmesine neden oluyor. Bizim hedeflediğimiz ŞUTSO’da yüksek sesle lobisini gerçekleştireceğimiz konuların başında, kentin yerel kredi notunun güncellenmesi ve yatırımların önünü kapatan bu adaletsiz uygulamanın geri alınması olacak.

Bu sorun banka genel müdürleriyle görüşülüp fotoğraflar paylaşılarak çözülecek bir sorun değil. Bugün gerçek piyasada 10 milyon TL’ye satılan bir evi teminat olarak gösterdiğimizde ekspertiz raporunda bu rakam 5 milyona düşüyor. Burada ciddi bir mevzuat sorunu var. Bu alanda daha verimli bir strateji izlemek üzere uzman akademisyenlerimizden oluşan bir komisyon da kurmayı planlıyoruz. Konuyu hem ekspertiz hem bankalar hem de bakanlıklar boyutunda değerlendirerek yol alacağız. Özetle biz kamuoyuna dibimizdeki Gaziantep’e uygulanan vergi politikaları ile Şanlıurfa’ya uygulanan vergi politikalarının aynı olmadığını anlatacağız. Gaziantepli işletmeler kredilere daha kolay yollardan üst limitlerden ulaşırken bizlerin neden zor yollara itildiğini anlatacağız. Bu adaletsizliğin giderilmesi için tüm seçenekleri etkin şekilde değerlendireceğiz. Bu noktadaki yol haritamız ekip arkadaşlarımız tarafından hazırlandı. Seçilmemiz durumunda hızlı bir yol alacağız.

Üyelerimizin finansal kaynaklara erişimindeki bir çözüm de ulusal politikaları doğru okumaktan geçiyor. Ne yazık ki ülkemizde yükselen bir enflasyon sorunu var. Rusya–Ukrayna savaşında Karadeniz’de, İran–ABD geriliminde Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’de ticari gemilerin askeri bir hamle haline gelmesiyle yeniden derinleşen bir küresel ekonomik krizin izlerini tüm dünya gibi bizde yaşıyoruz. Ülkemizin sıkı para politikaları nedeniyle finansal kaynaklara erişimdeki sorunların kısa vadede çözüleceğini düşünmüyorum. Bu nedenle üyelerimizin finansal açıdan rahatlatılması için bizim hedefimiz, uygulanan devlet desteklerine yenilerinin eklenmesini ve üyelerimizin bu desteklere tam erişimini sağlamaktır.

Geçtiğimiz günlerde açıklanan Orta Vadeli Program’da çok önemli stratejiler ve devlet destekleri kamuoyuna duyuruldu. Eğer seçilirsek bize düşen görev, taslağı açıklanan desteklerin sahada hayata geçmesini sağlamak olacaktır. Bu noktada lobi çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız. Sahayı okuyabilen, ekonomi politikalarını öngörebilen yöneticilerin yaptığı gibi Orta Vadeli Program’daki desteklerin hayat bulması için mücadele vereceğiz.

Genç nüfus potansiyeline sahip Şanlıurfa’da istihdam ve nitelikli eleman sorununu nasıl çözeceksiniz?

Şanlıurfa, Türkiye’nin en genç yaş ortalamasına sahip ilidir. Bu durum, doğru yönetildiğinde muazzam bir fırsat, plansız bırakıldığında ise ciddi bir sosyal ve ekonomik yük demektir. Sanayicimiz nitelikli eleman bulamıyorum derken, binlerce gencimiz işsizdir. Bu uyumsuzluğu ortadan kaldırmak için ŞUTSO bünyesinde sektör odaklı yani bir mesleki eğitim ekosisteminin kentimizde gelişmesi için mücadele edeceğiz.

Bir dönem Şanlıurfa OSB’de üretim yapan küresel bir markanın nitelikli personel sorunları nedeniyle Şanlıurfa’dan nasıl çekildiğini acı bir şekilde hatırlıyoruz. Bu konuyu gündemde çok konuşturmadılar ama kentimizin uluslararası piyasalarda oldukça geriye gitmesine neden oldu. Sanayicilerimizin ve küçük işletmelerimizin en acil ihtiyacı nitelikli ara elemanlara ulaşabilmesidir. Mevcut yönetim, ellerindeki bütün seçeneklere rağmen bu alanda beklenen gelişimi gösteremedi.

Bizim hedeflediğimiz ŞUTSO’da iş bulma garantili mesleki eğitim merkezlerinin kurulmasını sağlayacağız. Sektörel bazda atölyelerimizin ve fabrikalarımızın ihtiyacına göre yerel yönetimlerimizle ortaklaşarak stratejik bir plan çerçevesinde bu merkezleri hayata geçirmek istiyoruz. Sanayi ve hizmet sektörünün ihtiyaç duyduğu ara eleman ve usta kadrolarını doğrudan fabrikaların taleplerine göre eğiteceğiz. Gençlerimizi sadece iş arayan değil, katma değer üreten nitelikli bireyler haline getireceğiz.

Şanlıurfa’nın dış ticaret verilerini nasıl okuyorsunuz? İhracatçıları desteklemek adına hangi adımları atacaksınız?

Bu alanda bir değerlendirme yapmadan önce, kentimizin tüm dezavantajlarına rağmen üretimden vazgeçmeyen ve şehrimizin adını yüzlerce ülkede dalgalandıran ihracatçılarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Çünkü burada bu sorunlarla üretim yapmak, ürünlerini dış pazarlara göndermek ciddi bir mücadele gerektiriyor.

Şanlıurfa’nın mevcut ihracat rakamları, kentin sahip olduğu tarımsal, sanayi ve lojistik potansiyelin çok gerisindedir. Bu nedenle dış ticaret kapasitemizi büyütecek stratejiler ŞUTSO’da üzerine eğileceğimiz gündemlerin üst sıralarında geliyor.

Rakamlarımıza bakacak olursak kentimiz 2025 yılını toplamda yüzde 6,6 artış ile 350,1 milyon dolar ihracatla kapattı. Geçen yıl toplamda 124 ülkeye Şanlıurfa çıkışlı ürün gitti. Ancak bu tabloya 1 milyon dolar barajını eklerseniz yani düşük rakamları tablodan elerseniz toplamda 41 ülkeye ihracat yapmış oluyoruz. Kentimizin bu yılın ilk 8 ayındaki ihracat performansını incelediğimizde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 257 milyon dolara ulaştığını görüyoruz. İhracatçı 25 sektörümüzün verilerini incelediğimizde sadece 8 sektörümüzde ihracatın arttığını görürken, 17 sektörümüzde ihracatın ciddi oranlarda düştüğünü görüyoruz.

Dış ticarette kentimizin lokomotif sektörü elektrik ve elektronik sektörüdür. Bu sektörümüz 2026’nın ilk 8 ayında kentimiz için toplamda 61,7 milyon dolar değer yaratmıştır. Sektörü kentimizdeki transformatör üreticilerimiz domine ediyor. Kentimizde ciddi bir transformatör ve yan sanayi kümelenmesi vardır. Son 4 yıla baktığımızda transformatör sektörümüz için ŞUTSO’nun bir akşam yemeği etkinliği dışında hiçbir organizasyon yapmadığını görüyoruz. Kentimiz ihracatını domine eden sektörümüz için bu kabul edilebilir bir durum değil. Kentin dış ticaretini sırtlayan yüzlerce fabrikaya ve atölyeye sahip bir sektörü bu şekilde boş bırakamazsınız. Fuar katılımlarında, mesleki eğitim konularında ve Ar-Ge etkinlikleriyle bu sektörün önünü açmak zorundasınız.

Dış ticaretteki en önemli ikinci sektörümüz tekstildir. Ülkemizde yüzlerce tekstil fabrikası kapanırken, konkordato ilan ederken veya yatırımlarını başka ülkeye kaydırırken; bizim tekstil sektörümüz Urfa için 2026’nın ilk 8 ayında bir önceki yıla göre yüzde 104’lük rekor bir oranla 46 milyon dolar değer yaratmıştır. Ama yine ŞUTSO’nun z raporuna bakıyoruz; tekstil sektörümüz için katma değerli sayılabilecek hiçbir projenin gerçekleştirilmediğini görüyoruz.

Dış ticaretteki en büyük üçüncü sektörümüz ise kimyadır. Urfalı kimyacılarımız 2026’nın ilk 8 ayında bir önceki yıla göre yüzde 21,6 artışla kentimiz için toplamda 40 milyon dolarlık değer yaratmıştır.

Bu yıl yaş meyve ve sebze ihracatçılarımız önemli bir başarıya imza atıyor. Bu sektörümüzün yılın ilk 8 ayındaki ihracatı bir önceki yıla oranla yüzde 438,9 gibi rekor bir artışla toplamda 23,2 milyon dolara yükseldi. Bu artış için sektördeki üyelerimizi kutluyoruz.

Saydığımız bu sektörler gibi birçok sektörümüz var. Ancak üzülerek belirtiyorum ki ihracatçılarımız sahip oldukları başarı hikâyelerini tek başlarına yazdılar. Bu noktada ŞUTSO onların önünü açacak projeler konusunda etkisiz kaldı. Bizim hedeflediğimiz ŞUTSO’da kentimizin ihracatını sırtlayan lokomotif sektörlerimize projelerimizde pozitif ayrımcılık yapacağız. Fuar katılımlarında, Ar-Ge çalışmalarında ve nitelikli personel arayışlarında oda olarak yanlarında duracağız. Düzenleyeceğimiz ulusal ve uluslararası sektör buluşmalarıyla ihracat ağlarını geliştirmelerine, yapay zekâ ve dijitalleşme atölyeleriyle yeni nesil ticaret e-ihracat gibi sistem entegrasyonlarına katkı sağlayacağız.

Bizim hedefimiz, ihracatçılarımızın önünü açan projelerimizle 2030 yılına kadar 1 milyar dolar barajını aşmaktır. Bunun için Organize Sanayi Bölgelerimizin yol, elektrik ve telekomünikasyon sorunlarını geride bırakmak üzere yerel ve ulusal düzeyde yoğun lobi faaliyeti yürüteceğiz. Ankara’daki kapıları şahsiyetimiz için değil şehrimiz için aşındıracağız. OSB arsa maliyetlerini küçük KOBİ’lerimizin erişebileceği seviyelere indireceğiz. Yatırımcılar bugün Urfa’ya geldiklerinde, 6. Bölge Desteklerinde arsa ücreti muafiyeti olmasına rağmen altyapı giderleri başlığı altında neredeyse Batı’daki OSB’lerin arsa fiyatlarına yakın rakamlarla karşılaşıyor. Bu nedenle pek çok yatırımcı bölgedeki diğer illerin yolunu tutuyor. Bu durum ciddi yatırımların şehre gelmesini engelliyor. Sanayicilerimizin önünü açacağız. Onlar ihracatı da üretmeyi de bizden iyi biliyorlar. Yeterki yanlarında güçlü bir ŞUTSO’yu görsünler.

Organize Sanayi Bölgelerindeki (OSB) altyapı sorunları yatırımcıyı nasıl etkiliyor?

OSB’lerimizde başta elektrik dalgalanmalarından dolayı oluşan kesintiler, temel altyapı eksiklikleri, ulaşım yetersizlikleri mevcut sanayiciyi mağdur etmekte, yeni yatırımcıyı ise ürkütmektedir. Yatırımcı, kesintisiz enerji ve sorunsuz altyapı ister. ŞUTSO, OSB yönetimlerinde daha aktif, takipçi ve çözüm üreten bir pozisyonda olacaktır. Sanayicinin altyapı nedeniyle yaşadığı her bir dakikalık üretim kaybı kent ekonomisine zarardır. İlgili kurumlarla koordineli çalışarak OSB’lerin altyapısını dünya standartlarına çekecek takvimli planlamaları hızla hayata geçireceğiz.

Komşumuz Suriye’nin yeniden imarı ve kalkınma sürecinde Şanlıurfa hak ettiği payı alabiliyor mu?

Göreve gelirsek üzerinde duracağımız en derin meselelerden birisi de budur. Çünkü Suriye ile en uzun sınıra sahip kentlerden biri olmamıza rağmen, bölgesel ticarette ve yeniden imar sürecinde hak ettiğimiz stratejik payı alamıyoruz. Sınır kapılarının ticari işlevselliği, gümrük süreçlerinin hızlandırılması ve sınır alt bölgesindeki ticaret odalarıyla kurumsal temasların yetersizliği bu duruma yol açmaktadır.

2011 yılında başlayan iç savaşta kentimizde yüz binlerce Suriyeli kardeşimizi kadim kentimizde misafir ettik. Hızlı göçün neden olduğu sağlık, ulaşım, konaklama ve artan gıda fiyatı sorunlarını birlikte göğüsledik. Suriyeli misafirlerimiz savaş ikliminin sona ermesiyle birlikte yeniden memleketlerine dönüyorlar. Eğer Suriye’de iş yapmak istiyorsak, ülkelerine dönen kardeşlerimizle olan iletişimimizi sürdürmemiz gerekiyor. Bunu da karşılıklı iletişimi güçlendirecek adımlarla yapabiliriz. Suriye’ye belirli periyotlarla ziyaretler gerçekleştirerek ve alım heyetleri düzenleyerek bunu başarabiliriz. Mevcut yönetimin yaptığı gibi sadece bakanlıkların düzenlediği toplantılarda fotoğraf vererek bu iletişim sağlanamaz. Şanlıurfa’dan Halep, Şam ve Lazkiye’ye düzenli ziyaret programları yapacağız.

Osmanlı döneminde o bölge ile aramızda sınır yoktu; Urfa, Halep Eyaleti’nin önemli bir vilayetiydi. Bizim yapmamız gereken en acil şey asırlık bağlarımızı yeniden hatırlatmaktır. Burada biz adım atan tarafta olacağız. Bekleyen tarafta değil.

Rakamlara gelecek olursak; 2026’nın ilk 8 ayında Suriye’ye toplamda 48 milyon dolar ihracat gerçekleştirebildik. Aynı zaman diliminde Gaziantep’in ihracatı 389 milyon dolar, Hatay’ın 117,4 milyon dolar, Kilis’in ihracatı 75 milyon dolar seviyesine çıktı. Suriye’ye sınırı olmayan Mersin’in ihracatı bile yılın ilk 8 ayında 86 milyon dolar olarak gerçekleşti. Kara yolu ile 2 saatte gidebileceğimiz Suriye’ye, sınırı olmayan Mersin’in neredeyse yarısı kadar ticaret yapabiliyoruz. Bu durum kentimiz için üzücüdür.

Suriye ile olan ticari potansiyelimizin değerlendiremememizin temel sebebi ŞUTSO’nun iş insanlarımız arasında doğru köprüleri kuramamasıdır. Bugün Halep’in yeniden imarında neredeyse tek başına bir Gaziantep iş dünyası var. Dış ticaret istatistiklerinden bunu kanıtlıyorlar. Bunu doğru kanallarla ve politikalarla Suriye’ye açılmaya borçlular. Mevcut ŞUTSO yönetimi Suriye pazarı konusunda resmi toplantılarda fotoğraflarda yer almak dışında hiçbir varlık gösteremedi. Gaziantepli belediye başkanları bile Suriye’ye ŞUTSO yönetiminden daha çok şahsi ziyaret gerçekleştirdi. Suriye’de çok ciddi fuarlar yapılıyor. Bugün Şanlıurfalı firmaların Suriye fuarlarındaki katılım operasyonlarını ŞUTSO olarak  organize edebilir. Ama bu yapılmıyor. Bütün dünya Suriye’nin kalkınmasından pay alabilmek için sahada birbirleriyle yarışıyorken biz koltuğumuzda oturup onların ayağımıza gelmesini bekliyoruz.

Bizim ŞUTSO’muzda Suriye’deki alıcılar ile Urfalı üretici firmaların hem geleneksel hem de yeni nesil kanallarla buluşmasını sağlayacağız. ŞUTSO’nun yapması gereken şey köprü olmaktır. Sadece temel sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. Başarıyı iş insanlarımız sağlayacak.

Ayrıca Suriye ile olan ticaretimizi artırmak için bazı lobi gündemleri de belirledik. İlk gündemimiz, Suriye tarafındaki sınır kapılarımızın tam kapasite ile açılmasını sağlamaktır. Ayrıca Suriye tarafının ülkemize uyguladığı gümrük vergilerinin savaş öncesi dönemde olduğu gibi her alanda sıfıra indirilmesi için mücadele vereceğiz. Suriye’nin yeniden imarında inşaat ürünleri, transformatörler, elektrik malzemeleri, mobilya ve orman ürünleri gibi alanlarda ciddi ham madde ithalatı yapılıyor; ancak biz gümrük vergileri nedeniyle geride kalıyoruz. Suriye Arap Birliği üyesi olduğu için diğer Arap ülkeleriyle sıfır maliyetle dış ticaret yapıyor. Bu da bizi rekabette geri sıraya itiyor. Suriye yönetiminin uyguladığı bu anti-damping uygulamalarını bertaraf etmek için Ankara’da ve Şam’da aşındırılmadık kapı bırakmayacağız.

Bu noktada ŞUTSO şehrimizdeki yöneticilerin ve milletvekillerinin ortak koordinasyon kurumu olacak, Ankara’daki bürokratik hamlelerin güçlendirilmesi için çalışacak. Bu bürokratik engellerin kalkmasıyla birlikte kentimizde yatırımlar ve istihdam artacak, ihracatımız daha hızlı bir büyüme ivmesi yakalayacaktır.

Lojistik ve ulaşım altyapısı konusunda ŞUTSO’nun nasıl bir vizyonu olmalı?

Geçmiş 4 yılda Turizm Meslek Komitesi olarak mücadele verdiğimiz alanların başında ulaşım geliyor. Ulaşım altyapısı sağlamlaştırılan şehirlerin turizm ve sanayi başta olmak üzere hızlı bir refah sürecine girerler. 

Bizim ulaşımdaki temel önceliğimiz kentimize dış hat seferlerinin (başta Almanya ve Kıbrıs) başlatılmasını sağlamaktır. Ayrıca İzmir ve Antalya gibi iç hat seferler sayılarımızın artırılmasını talep ediyoruz. Şehrimize gelecek misafirlerin aktarmalı uçuşlara bağımlı olmadan gelmesini sağlamalıyız. Sefer sayısının azlığı ve yüksek fiyatlar nedeniyle vatandaşlarımız çevre illerdeki havalimanlarını kullanmak zorunda kalıyor. Biz ŞUTSO olarak havayolu şirketleri nezdinde bu konuda gerekli baskıyı kuracağız. 2023 yılında İslam Ülkeleri Turizm Başkenti seçildiğimiz dönemde büyük bir lobi gücümüz varken ulaşım alanında direkt sefer taleplerimizi dile getirmiştik ancak mevcut ŞUTSO yönetimi bu alanda ne yazık ki ses çıkarmadı.

Şanlıurfa, GAP’ın merkezinde yer alan doğal bir lojistik üssüdür. Ancak kentimizin demiryolu bağlantısı yoktur. Suriye savaşı nedeniyle kapatılan ve uzun bir süredir kullanılamayan eski demiryolu hattımızda bakım ve onarım çalışmaları devam ediyor. Yani şuan hem sosyal hem de ticari yaşamda dünyanın en pahalı ikinci lojistiği olan kara yoluna bağımlılığımız var. ŞUTSO ne yazık ki kentin lojistik çeşitliliğinin artırılması noktasındaki girişimlerde etkisiz kalıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız Şanlıurfa’yı Antep üzerinden Doğu Akdeniz’deki limanlara bağlayacak hızlı tren projesindeki çalışmalarını uzun bir süre önce tamamlandı. Yani devletimiz bu alanda bir planı var. Uygulama için burada ŞUTSO’nun güçlül bir lobi çalışması yapması gerekiyor. Keza Şanlıurfa Gümrük Binası, OSB – Demiryolu bağlantısında da proje süreçleri tamamlandı. Ama bu projeler bakanlığı tozlu raflarında ihale edilmeyi bekliyor.

Bu yatırımların gerçekleşmesi için ŞUTSO’nun burada önemli bir lobi misyonu var. Elimizde Kalkınma Yolu gibi çok önemli bir koz varken hızlı tren hattımızın yapımını bir türlü başlatamıyoruz. Bu ŞUTSO’nun yanlış lobi yaklaşımının sonucudur. Biz göreve gelirsek Gaziantep – Mersin Hızlı Tren hattıyla eş zamanlı olarak bölgemizdeki yeni demiryolu yatırımlarının başlaması için agresif lobi stratejileri izleyeceğiz.

Diğer yandan uluslararası ölçekte bir havalimanına sahibiz ama bunu bir hava kargo kapasitesine dönüştüremiyoruz. Üretilen ürünleri dünyaya gönderebilme noktasında hak ettiğimiz seviyede değiliz. Bir kentte hava kargo kapasitesinin yaratılması için hava kargoya uygun ürünlerin (yükte hafif, değerde ağır) üretiminin artırılması gerekiyor. Bu noktada havalimanımıza komşu bir arazide bir serbest bölge kurulması için gayret göstereceğiz. Sadece hava kargo şirketi kurarak bu iş çözülmez. Hava kargoya uygun üretim yapan işletmeler için bu serbest bölgeyi hayata geçirmemiz şart. Bu da lobi gündemimizde yer alıyor. 

Şanlıurfa’nın kültür, tarih ve turizm potansiyelini doğru değerlendirebildiğimize inanıyor musunuz?

Ne yazık ki hayır. Şanlıurfa’nın turizmde bilinen çok yanlışı var. Pek çok kişi şehrimizin rakiplerinin Mardin ve Gaziantep olduğunu söylüyor. Ama bu doğru değil. Kentimizin taşıdığı potansiyeli bilirseniz kendinizi Roma ile Atina ile Kudüs ile rakip görürsünüz. Biz yarışacaksak dünyanın en önemli tarih kentleriyle yarışmalıyız. Bizim bu kentlerle iletişim kanallarını güçlendirmemiz ve onların tecrübelerinden faydalanmamız gerekiyor. Ama bunu konuşmamız için önce temel altyapı sorunlarını çözmemiz lazım. Bugün Eski Urfa’da aydınlatma sistemi olmayan sokaklar aydınlatıldığı için sevinen turizmci arkadaşlarımız var. Biz temel altyapı sorunlarına mahkûm edilmemeliyiz. Hijyen ve güvenlik problemlerini artık çözmeliyiz. Kentimize gelen bir misafirin 10 bin yıllık bir çarşıya gittiğinde uygunsuz görüntülerle karşılaşmaması gerekiyor. Turizmde yol yürüyeceksek bunların artık gündem olmaması lazım.

Uzun yıllardır turizm sektörümüz kötü sezonlar geçiriyor. Irak savaşının ardından Suriye iç savaşının başlaması, küresel pandemi ve 6 Şubat depremleri ve sel afetleri nedeniyle sektörümüz ayakta kalma mücadelesi veriyor. Son 20 yıllık süreçte pek çok işletmemiz ya kapandı ya el değiştirdi. Kentimiz en düşük geceleme sayısına geriledi. 2026 yılı da böyle oldu; turizmciler yine zorlu şartlarda sezonda büyük bir sınav verdi.

Yerel yönetimler ne yazık ki yeterli organizasyonları yapamadı. Biz ŞUTSO Turizm Meslek Komitesi olarak 2024 yılında kentimizdeki genç nüfusa dikkat çekerek Bakanlığa yazı yazmış ve TEKNOFEST’in Şanlıurfa’da gerçekleşmesi için resmi talepte bulunmuştuk. Talebimiz karşılık buldu ve TEKNOFEST Şanlıurfa 30 Eylül’de kentimizde gerçekleştirilecek. Etkinlik nedeniyle kamu yatırımları hızlandırıldı, yollarımız tamamlanıyor. TEKNOFEST sayesinde şehrimizi rahatlatacak yatırımlarda sıçrama yaşanıyor. 5 gün sürecek etkinliklerde yaklaşık 1 milyon misafiri kentimizde ağırlayacağız. Bu festivalde sektörümüzün bu sorumluluğu yerine getirmede altyapı eksikliklerinden dolayı zorlanacağını düşünüyorum. Ancak bu sınavı kent olarak başarıyla vermek için tüm paydaşlarımızla ortak hareket edeceğiz.

Tarım sanayisinde, Şanlıurfa’da durum nedir?

Şanlıurfa bugün dünyanın en kaliteli tarımsal ham madde ürünlerine sahiptir. Kırmızı mercimeğimiz küresel piyasalarda en yüksek değerde talep görmektedir. Kentimizin doğu ilçelerinde yetiştirilen yaz sebzeleri ulusal ve uluslararası gıda şirketlerinin kentimizde yatırım yapmasını sağlamaktadır. Bu yatırımlardan birisi de benim kendi fabrikamdır. Türkiye’nin en büyük fıstık ağacı popülasyonuna ve en kaliteli pamuk üretim merkezlerinden birine sahibiz. Şanlıurfalı tohum firmalarımızın Ar-Ge yatırımları sayesinde Urfa pamuğu kalite ve dayanıklılıkta Ege pamuğunun standartlarını geçmiştir.

Ancak tüm bu tarımsal gücümüze rağmen ürünlerimizi markalaştıramıyoruz. Şanlıurfa Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (ŞUGİOSB) kentimiz için çok kıymetli bir yatırım alanıdır. Ben de kendi şirketimle orada yaş meyve ve sebze işliyor, kendi markamla ihracat yapıyorum. Ancak ŞUGİOSB’de yatırımcılar altyapı anlamında ciddi sorunlar yaşıyor. Gıda İhtisas OSB’de su altyapısı yetersiz olduğu için üretimde ihtiyaç duyulan suyu sağlamak amacıyla kuyu sistemi kurulmak zorunda kalınıyor. Geçen yıla kadar bölgede elektrik ve telekomünikasyon sorunları vardı. Sanayicilerimizin ortak talebi bölgedeki altyapı sorunlarının bir an önce çözülmesidir. ŞUTSO bu sorunların çözümünde sanayicilerin yeterli sesi olamamıştır. Biz yönetime gelirsek memleketimizin sorunlarını yüksek sesle dile getirecek ve çözüme kavuşturacağız. İlk olarak Şanlıurfa OSB’ye kadar gelen şebeke suyunun Şanlıurfa Gıda İhtisas OSB’ye uzatılması için girişimlerde bulunacağız. Ayrıca elektrik, telekominikasyon altyapısının güçlendirilmesi de bu alandaki gündemlerimiz arasında yer alıyor. Şehrimizin köklü bölgelerinden Şanlıurfa OSB’de üretim yapan üyelerimizden en çok duyduğumuz şikayet ise iç yollarının deforme olmuş olmasıdır. Burada ciddi maddi sonuçları olan kazalar yaşanıyor. Şanlıurfa’nın iç yollarının bakım ve onarımı konusuda sanayi alanındaki gündemlerimiz arasında yer alıyor.

Son olarak sanayicilerimizin beklediği en önemli nokta ŞUTSO’nun vizyoner bir sanayi programının olmamasıdır. Fuar katılımları, uluslararası tanıtım, e-ihracat, çeşitli dış ticaret konularındaki eğitim organizasyonlarında ŞUTSO sınıfta kalmaktadır. ŞUTSO’da bu alanda yapılan eğitimler sınırlı kalmakta sanayicilerimizin beklentilerini karşılamamakta bir sosyal medya paylaşımından öteye gidememektedir. Biz içi dolu, alanında uzman isimlerle, sektör duayenleri ile tüm Türkiye’de konuşulacak organizasyonlara imza atacağız. Bunların planlamaları hazır. Ancak tekrar belirteyim burada kentimizin dış ticarette öncü sektörlerine bu alanda pozitif ayrımcılık yapacağız. ŞUTSO bizim yönetiminde kentine katma değer, istihdam ve döviz kazandıran sanayicilerin yanında olduğunu gösterecek.

Bölgemizin kanayan yarası olan mevsimlik tarım işçiliği sorununa bakışınız nedir?

Mevsimlik tarım işçiliği sadece bir sosyal sorun değil, aynı zamanda ciddi bir ekonomik ve eğitim kayıp tablosudur. Binlerce insanımız, çocuklarımız başka illere çalışmaya gitmek zorunda kalmaktadır. Bu sorunun kalıcı çözümü, kendi topraklarımızda sanayileşmeyi ve sulu tarımı ve katma değerli üretimi artırmaktan geçiyor. Bu saydığım olgular hemen olacak şeyler değildir. Bunun için kentimizdeki tüm yerel yönetimlerin ve merkezi hükümet kurumlarının ortak bir masada buluşması ve ortak çareler üretmesidir.

Mevsimlik tarım işçiliği aynı zamanda bir eğitim sorunudur; çocuklarımızın eğitimden mahrum kaldığı bir süreçtir. Gerek yolculuk gerekse gittikleri yerlerdeki yaşam şartları bakımından üzerinde durulması gerekmektedir. Çözüm nettir: İnsanların adil ücret alabilecekleri, insanca çalışma koşullarına sahip fabrikaların kentimizde yükselmesidir. Tarım işçilerimiz memleketlerinde iş bulabilselerdi gitmezlerdi.

Bu sorunun çözümü; tarım sektörünün güçlü sanayi entegrasyonu ile GAP projesindeki sulama kanallarının tamamlanması ve turizm sektörünün yaratacağı yeni istihdam alanlarıyla mümkündür. Orta vadede tarımı, sanayiyi ve turizmi geliştirerek kentimizden gerçekleşen bu zorunlu göçü ortadan kaldırabileceğimize inanıyorum. Kısa vadede ise Urfalı hemşehrilerimizin gittikleri bölgelerde yaşam şartlarını güçlendirmek için projeler geliştireceğiz.

Bölgede yeniden güçlenen toplumsal barış ve huzur ikliminin kent ekonomisine yansımaları nasıl olur?

Huzur ve güven iklimi, sermayenin ve yatırımların en temel şartıdır. Sermaye ürkek davranır; huzurun olmadığı yere gitmez. Biz toplumsal barış ve huzur ortamının tam destekçisiyiz. Neresinde ihtiyaç olursa orada duracağız. Silahların susması ve huzurun tesisi için sorumluluk üstlenmeye hazırız. Yıllardır enerjisini, kaynaklarını ve insanlarını harcayan bir bölgeden bahsediyoruz. Huzur ortamının kalıcı hale gelmesiyle coğrafyamızdaki yatırımlar artacak, işsizlik hızla azalacaktır. Boşaltılan köylerde üretim tekrar başlayacak, yaylalar ve tarım alanları canlanacaktır.

Bölgemizde tesis edilen barış ve istikrar ortamı, Şanlıurfa’nın yatırım cazibesini katbekat artıracaktır. Bize düşen görev, bu huzur iklimini ekonomik refaha dönüştürmektir. ŞUTSO yönetimi olarak, bölgedeki bu pozitif havayı ulusal ve uluslararası yatırımcılara doğru anlatacak, kenti yatırımlar için güvenli bir liman olarak tanıtmaya devam edeceğiz.

Oda yönetiminde şeffaflık ve hesap verilebilirlik yaklaşımlarını nasıl görüyorsunuz? Seçilmeniz durumunda ŞUTSO’da neleri değiştireceksiniz?

Bir odanın şeffaflığı tartışılacak bir konu değildir. Biz bunu temel değerlerimizden biri olarak görüyoruz. Her üyemizin odanın nasıl yönetildiğini, bütçesinin hangi alanlarda harcandığını bilmesi gerekiyor. Biz göreve gelirsek ŞUTSO bütçesinin hangi alanlarda kullanıldığını üyelerimiz görecekler.

Biz makamda oturmak için gelmiyoruz; biz şeffaf bir oda sistemi kurulsun diye mücadele etmeye geliyoruz. Bu görev yanlızca bizim değil tüm üyelerimizin ortak görevidir. Belirli periyodik toplantılarla üyelerimizin ŞUTSO ile ilgili tüm sorularına hesap vereceği yeni bir sistemi inşa edeceğiz.

Şu anda yaşadığımız gibi; hiçbir üyemizin aklında ‘Kapalı kapılar ardında neler konuşuyorlar?’ gibi bir soru olmayacak. Şanlıurfa’da hangi alanlarda yatırımlar oluyor veya hangi iş insanlarının önünün açıyorlar gibi kötü dedikodular bizim yönetimimizde yaşanmayacak. Sorunlarımıza karşı net bir yol haritası oluşturacağız. Ve tüm üyelerimiz bu yol haritası ile yönetimimizi ve meclisimizi denetleyip hesap sorabilecekler. Biz takvimi olmayan vaatler sunmuyoruz. O yüzden bizim yönetimimizde ŞUTSO, hem hesap verebilir hem de ulaşılabilir bir sistemle yönetilecek. Biz esnafımızla, tüccarımızla ve vatandaşlarımızla birlikte yol alabileceğimiz bir altyapının sözünü veriyoruz. Hesap verilebilirlik ve şeffaflık kültürünün ŞUTSO’da tüm üyelerimizde kemikleşmesi için mücadele edeceğiz.

Kentteki işletmelerin dijitalleşme ve teknoloji entegrasyonu ne durumdadır? ŞUTSO bu alanda yeterli stratejiler ve uygulamalar geliştirebiliyor mu?

Günümüzde geleneksel ticaret yerini dijital sistemlere bırakıyor. Teknolojik dönüşüme uyum sağlayan firmalar geleceğe güvenle bakacaktır. Kentimizde Şanlıurfa Teknokent gibi stratejik bir kurum var. Ancak Teknokent’teki girişimcilerimizin ve start-up’larının gerçek mentör ve yatırımcılarla buluşması gerekiyor. Bu köprüyü oluşturmada ŞUTSO ne yazık ki gerçek bir varlık gösterememiştir.

Örnek verecek olursak Gaziantep Ticaret Odası geçtiğimiz günlerde yapay zeka ile ilgili çok önemli bir dış ticaret organizasyonu gerçekleştirdi. Bu organizasyona 33 şehirden ve 7 ülkeden alıcı ve satıcılar katıldı. İş insanları oturdukları yerden sadece akıllı telefonlarıyla 1376 B2B eşleşmesi gerçekleştirerek 1.2 milyar TL’lik ön sipariş işlemi gerçekleştirdiler. Düşünebiliyor musunuz böylesine devasa bir rakam sadece akıllı telefonlarla yapıldı. Bizde bu organizasyonlar gibi üyelerimizin beklediği organizasyonlara imza atacağız. Ekibimizin bu alandaki hazırlıkları ve program takvimi nettir. Göreve geldiğimizde bu takvimi üyelerimizle paylaşarak hayata geçireceğiz.

Diğer yandan üzerinde duracağımız en önemli konulardan birisi de kentteki girişimcilerimizin uluslararası köprüler kuramaması ve konumlarını güçlendirememesidir. Bu alan kentimizin kanayan yarasıdır. Pek çok şirketimizde ikinci nesil yönetime gelmektedir. Onların kurumsal tecrübelerini destekleyecek gerçek etkinlikler ne yazık ki kentimizde gerçekleştirilememektedir. Bizim çocuklarımızdan bahsediyorum. Şanlıurfa Teknokent’te çok değerli startuplara sahip olmalarına rağmen ofis kiralarını ödeyemeyecek durumda kalıp evlerinden çalışan girişimcilerimizden bahsediyorum. Pek çok genç girişimcimiz bölgemizde bir gelecek göremediği için yönünü başka kentlere çevirmektedir. Eğer biz göreve gelirsek düzenleyeceğimiz organizasyonlarla girişimcilerimizi ulusal ve uluslararası girişimcilik ekosistemleri ile buluşturacağız.

2024 yılında JCI Avrasya Şubesi ile çok değerli bir zirve gerçekleştirdik. Burada 30’a yakın genç girişimcimiz startuplarını ulusal ve uluslararası mentorlar ile yatırımcılara sundu. Bu etkinliğimize 7 ülkeden yatırımcı da iştirak etti. Etkinliğimizin ardından gençlerimiz JCI GAP Şubesi’ni kurdu ve bu alanda profesyonel çalışmalara başladılar. Aralarında kentimizde üretim yapan çok değerli sanayicilerimizin ikinci nesil çocukları var. Biz göreve gelirsek kentimizde doğan bu ekosistemi daha güçlü yerlere taşıyacağız. Küresel girişimcilik ağlarına gençlerimizin entegrasyonlarını sağlayacağız.

Son olarak Şanlıurfa iş dünyasına ve ŞUTSO üyelerine mesajınız nedir?

Bir odanın sahipleri kendi üyeleridir. Biz oraya bir koltuğa oturmaya değil, üyelerimizle birlikte yönetmeye geliyoruz. Urfa’nın kaybedecek zamanı yok. Bütün üyelerimizin bu mücadeleye destek vermesini bekliyoruz. Biz sadece en fazla sorumluluğu almayı taahhüt ediyoruz.

Biz bu şehirde doğduk, bu şehirde büyüdük. Sorunlarımızı çözemezsek ekonomi, eğitim, ulaşım, sağlık ve OSB’lerdeki sorunları bizim çocuklarımız yaşayacak. Bu sorunları çözecek ana güç iş dünyasının potansiyelidir. ŞUTSO yüksek bir lobi gücüne sahiptir. Doğru ve sürdürülebilir projelerle kentimizin daha güçlü yerlere geleceğine inanıyoruz.

Şanlıurfa iş dünyasının kıymetli temsilcilerine çağrımdır: Gelin, odayı sadece belge alınan bir bina topluluğu olmaktan çıkaralım. Biz, şahsi ikballer veya belirli grupların iktidarı için değil; şeffaf, hesap veren, üreten ve üyesinin hakkını her platformda söke söke alan bir kurumsal zihniyet ve sistem değişimi için gelmek istiyoruz. Değişim ve dönüşüm elimizde. ŞUTSO’yu kentin ortak aklı ve ekonomik motoru yapmak için tüm üyelerimizin desteğine talibiz.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...