Mersin’de dev gıda zirvesi: Nakliye maliyeti ton başına 100 doları aştı, rotalar yeniden çiziliyor

AgroFoodSummit 2026’da bir araya gelen küresel sektör liderleri, Karadeniz’de riske giren 38 milyon tonluk tahılı, AB’nin primli soya pazarını ve Hindistan’ın 7 milyon tona koşan bakliyat talebini tartıştı. Zirvede, Türkiye’nin hammadde ve işleme merkezi olarak kritik rolü vurgulandı.

Mehmet Nabi Batuk / Mersin

Ukrayna Bakliyat ve Soya Birliği (UPSA) tarafından Mersin’de düzenlenen AgroFoodSummit 2026, “Yeni Lojistik Çağında Tarım-Gıda Pazarları” temasıyla uluslararası tarım ve ticaret dünyasını bir araya getirdi. 30 ülkeden yüzlerce sektör temsilcisinin katıldığı zirvede; Karadeniz, Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’teki güvenlik risklerinin yanı sıra tahıl, soya ve bakliyat pazarlarındaki son gelişmeler kapsamlı bir şekilde ele alındı. Karadeniz limanlarındaki kısıtlamaların 38 milyon tonluk tahıl ihracatını riske attığı ve nakliye maliyetlerinin ton başına 100 doları aştığı vurgulanırken; AB’nin Ukrayna’dan GDO’suz soya talebi, Brezilya ile Çin arasındaki ticaret dengeleri ve Hindistan’ın 7 milyon tona ulaşması beklenen dev bakliyat ithalatı öne çıkan ana konular oldu. Sektör temsilcileri ve uzmanlar, küresel pazarda rekabet gücünün artık yalnızca üretim maliyetiyle değil; lojistik esneklik, güvenli rotalar ve yüksek katma değerli pazarlara erişimle belirlendiğinin altını çizdi.

Skliarenko: “Ticaret kararları aynı anda savaş, jeopolitik, lojistik, ticaret politikaları ve küresel talepteki kaymalarla şekilleniyor”

Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Ukrayna Bakliyat ve Soya Birliği (UPSA) Başkanı Antonina Skliarenko, küresel tarım pazarının birkaç yıl öncesine kıyasla çok daha hızlı değişime uğradığını vurguladı. Üreticilerin ve tüccarların kararlarının aynı anda savaş, jeopolitik, lojistik, ticaret politikaları ve küresel talepteki kaymalarla şekillendiği bir süreçten geçtiklerini ifade eden Skliarenko, “Farklı ülkelerden üreticileri, işleyicileri, tüccarları ve analistleri bir araya getirerek tahıllardan soya fasulyesine ve bakliyata kadar bu süreçlere kapsamlı bir şekilde bakmak bizim için önemliydi. Bugün sadece kayıplardan ve kısıtlamalardan bahsetmek değil, aynı zamanda ticaret akışlarının nasıl değiştiğini ve Ukraynalı üreticilerin bu koşullar altında ne tür fırsatlara sahip olduğunu anlamak da kritik önem taşıyor” dedi.

Özdemir: “Daha yüksek verimlilikle daha fazla gıda üretmek zorundayız”

Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Özdemir, ise artan dünya nüfusu, değişen iklim koşulları ve giderek daha değerli hâle gelen tarımsal kaynaklar karşısında bakliyatın stratejik önemine dikkat çekti. Özdemir, “Bakliyat; yalnızca bir tarım ürünü değil, gıda güvenliği, sağlıklı beslenme ve sürdürülebilir tarım açısından stratejik bir üründür. Önümüzdeki yıllarda daha fazla bakliyata ihtiyaç duyulacak. Ancak tarım alanlarının aynı ölçüde artırılması mümkün değil. Önümüzdeki on yılda üretimin yüzde 14 artması öngörülürken, ekili alanlardaki artışın yüzde 6’da kalması beklenmektedir. Bu nedenle daha yüksek verimlilikle daha fazla üretmek zorundayız. İkinci önemli başlığımız üretimin desteklenmesidir. Dünya bakliyat üretiminin artmasına rağmen bu artış tahıl ve yağlı tohumlar gibi ürün gruplarının gerisinde kaldı. Bakliyatın üretim politikalarında ve tarımsal desteklerde daha güçlü bir yere sahip olması gerekiyor. Türkiye’de de bakliyata verilen destekler uzun yıllar boyunca hububat ve yağlı tohumların gerisinde kaldı. 2027 yılı için ürün bazında yapılan yüzde 50-75 bandındaki destek artışı ile bakliyat, diğer stratejik ürünler ile rekabet edebilecek seviyeye ulaştı. Türkiye’deki bu olumlu adımın dünya geneline yayılmasını temenni ediyorum. Üçüncü başlığımız ise Ar-Ge ve teknolojidir. Ancak tarımsal Ar-Ge yatırımlarının tarımsal hasılaya oranı ne yazık ki azalıyor. Bakliyatta iklime dayanıklı yeni çeşitlere, modern sulama sistemlerine ve üreticinin teknolojiye daha kolay erişmesine ihtiyaç var. Bakliyatın geleceğini sadece daha fazla ekimle değil, bilgi, teknoloji ve inovasyonla inşa edebiliriz. Bu doğrultuda, Ar-Ge yatırımlarını artırmak zorundayız. Dördüncü konumuz ise düşük-orta gelirli ülkelerde üretimin desteklenmesidir. Bakliyat üretimindeki artışın önemli bir bölümünün özellikle Asya ve Afrika’da yer alan düşük-orta gelirli ülkelerden gelmesinin öngörülüyor. Bu ülkelerde verimlilik ve tarımsal altyapı hâlâ yeterli düzeyde değildir. Sulama, depolama ve işleme imkânlarının geliştirilmesi gerekiyor. Özellikle küçük üreticilerin teknolojiye erişiminin artırılması büyük önem taşıyor. Beşinci başlığımız ise ise değişen tüketim alışkanlıklarıdır. Sağlıklı ve sürdürülebilir beslenmeye yönelik ilgi her geçen gün arttıyor. Bitkisel proteinlere yönelik talep bakliyatı gıda sanayinin en önemli hammaddelerinden biri hâline getirdi. Tüketime hazır, katma değeri yüksek ve inovatif ürünlerle bakliyat tüketiminin yaygınlaştırılması gerekiyor. Bugün bakliyat “superfood”, “functional food” ve “smart food” gibi kavramlarla tanımlanıyor. Aslında bütün bu kavramların bize söylediği ve benim de konuşmamın temel özeti şudur: Bakliyat, geleceğin gıdasıdır. Bu nedenle daha fazla üretmeliyiz. Daha verimli üretmeliyiz ve daha fazla bakliyat tüketmeliyiz” diye konuştu.

Arslan: “Karadeniz’deki savaş bittiğinde toparlanma beklenenden hızlı gelişecek”

“Karadeniz’deki durumun bugün bir yıl öncesine göre çok daha karmaşık olduğunu ifade eden GPC Temsilcisi ve AGT Arbel Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Arslan, “Çatışma artık bölgenin çok ötesine uzanıyor. Aynı zamanda tarih gösteriyor ki, düşmanlıklar sona erdiğinde toparlanma beklenenden daha hızlı gerçekleşebilir. Pazar katılımcıları uyum sağlama ve alışılagelmişin dışında lojistik çözümler bulma yeteneklerini şimdiden sergiliyorlar. İnsanın yaratıcılığı ve işletmelerin hızla adapte olabilme gücü, durum stabilize olduğunda ticaretin nispeten hızlı bir şekilde toparlanabileceğini ummamıza neden oluyor.”

Blazhko: “Liman sınırlandırmaları 38 milyon tonluk tahıl ticaretini riske atıyor”

Karadeniz limanlarının sınırlı operasyonu 2026/27 pazarlama yılı sonuna kadar devam ettiği takdirde Karadeniz bölgesinden 38 milyon tona kadar tahılın riske girebileceği uyarısı yapan Barva Invest Kıdemli Analisti Viktoriia Blazhko ise şöyle konuştu: “Ukrayna için riske giren ihracat payının buğdayda %59, mısırda ise %43 olduğu tahmin ediliyor. Bununla birlikte, Ukrayna’nın Temmuz–Ağustos dönemindeki buğday ihracatı önceki üç sezonun ortalamasının %39 altında kaldı. Ukrayna için lojistik kısıtlamaları, her ay dış pazarlara ulaşması gereken tarım ürünleri hacimleri göz önüne alındığında özellikle büyük bir önem taşıyor.”

Humeniuk: “Tam kapasite çalışan deniz ihracatı olmadan Ukrayna tahılının başarı şansı yok”

Ukrayna’nın bu sezondaki ihracat potansiyeli yaklaşık 55 milyon ton seviyesinde olduğuna dikkat çeken LNZ Trading GMBH Genel Müdür Yardımcısı Volodymyr Humeniuk da “Ukrayna’nın hasadını pazarlayabilmesi için her ay yaklaşık 5 milyon ton ürün ihraç etmesi gerektiği anlamına geliyor. Tam kapasite çalışan derin deniz ihracatı olmadan bu hacme ulaşmak son derece zor. Pazar bir kez daha adapte olmak ve daha verimli ihracat rotaları aramak zorunda kalacak” diye konuştu.

Aubé: “Savaşın neden olduğu maliyet baskısı tüm tedarik zincirine yayılabilir”

CFG Trading (İsviçre) Ticaret Başkanı Edouard Aubé ise savaşın lojistik maliyetler üzerindeki baskısına dikkat çekerek şunları söyledi: “Lojistik yapılanmanın maliyeti önemli ölçüde arttı. Tahılın Ukrayna’nın merkezinden bir gemiye taşınması daha önce ortalama 40 $/ton civarındayken, bu maliyet artık 100 $/tonu aşabiliyor. Krizin başlangıcında bu ek maliyetler büyük oranda tüccarlar ve işleyiciler tarafından üstlenilmişti; ancak üreticiler bu etkiyi giderek daha fazla hissediyor ve zamanla bu baskı tüm tedarik zincirine yayılabilir.”

Özdemir: “Türkiye gıda sektörü ithal hammaddeye bağımlıdır”

İmişk (Türkiye) Ticaret Direktörü Onur Özdemir, Türk işleyicileri için hammaddenin fiziksel bulunabilirliğinin en az fiyat kadar önemli hale geldiğini belirtti. Özdemir, “Ukrayna tarım ürünleri Türk pazarında rekabetçi kalmaya devam edecek, Türkiye ise işleme sanayisi için ithal hammaddeye ihtiyaç duymayı sürdürecek.”

John: “Küresel soya üretimi de tüketimi de artıyor”

Küresel soya fasulyesi pazarının son yarım yüzyılda olağanüstü bir büyüme gösterdiğini ifade eden ABD Soya İhracat Konseyi (USSEC) Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya (MENASA) Pazar İstihbaratı Bölge Başkanı Jaison John, “Küresel üretim 1975/76 pazarlama yılındaki 53,6 milyon tondan 2026/27 döneminde öngörülen 442,3 milyon tona yükseldi. Aynı dönemde soya küspesi üretimi 35,9 milyon tondan 301,5 milyon tonun üzerine, soya yağı üretimi ise 8,1 milyon tondan 75 milyon tona çıktı. Yem sektörü, toplam kullanımın %77’sini oluşturarak küresel bazda soya fasulyesinin birincil adresi olmayı sürdürüyor. En büyük pay %37 ile kanatlı sektörüne ait. Gıda sektörü küresel soya kullanımının %19,5’ini oluştururken, yaklaşık %4’ü endüstriyel uygulamalara ve biyoyakıt üretimine gidiyor” dedi.

Kozyritskiy: “Çin ile ABD arasındaki ilişkiler, küresel gıda pazarını şekillendirecek”

Üretim ve hava koşullarının yanı sıra, siyasi kararlar ve petrol pazarındaki gelişmelerin de soya pazarında giderek daha önemli bir rol oynadığını kaydeden Atria Brokers (Ukrayna) Kurucu Ortağı Yan Kozyritskiy, “Brezilya mevcut pazar ortamından en çok faydalanan ülkeler arasında yer alırken, Çin ekonomik ve siyasi koşullara bağlı olarak tedarikçi değiştirebilen kilit bir alıcı konumunu koruyor. Ayrıca Çin ile ABD arasındaki ilişkiler, sezon boyunca pazarı şekillendirecek faktörlerden biri olarak tanımlanıyor” diye konuştu.

Zhemerdieiev: “Ukrayna soyasının geleceği hala AB pazarında konumlanıyor”

Ukraynalı soya üreticileri için daha yüksek katma değer sunan pazarlar bulmanın çok önemli bir faktör olduğunu belirten TAS AGRO Genel Müdür Yardımcısı ve Ticaret Başkanı (CCO) Anton Zhemerdieiev, şöyle devam etti: “Ukraynalı soya ihracatçıları için fırsatlar büyük ölçüde lojistik ve taşıma maliyetlerine bağlı. Ukrayna soyası için en gelecek vaat eden destinasyonlardan biri, özellikle primli fiyatla satılabilen GDO’suz ürünler için AB olmaya devam ediyor. Aynı zamanda lojistik ciddi bir kısıtlama olmayı sürdürüyor: Deniz limanlarındaki sorunlar, Tuna Nehri’ndeki düşük su seviyeleri ve yüksek navlun oranları Ukrayna için önemli pazarlara teslimatı zorlaştırıyor. Ukrayna’da soya işleme marj yaratabilir, ancak bugün bu iş ciddi savaşa bağlı risklere maruz kalıyor ve soya küspesinin verimli satışını sağlamak işleyiciler için kritik önem taşıyor.”

But: Soya, Ukraynalı buğday üreticileri soyaya yöneliyor

Soya fasulyesi, bu sezon da Ukraynalı çiftçiler için pozitif marj sunan ürünlerden biri olduğunu vurgulayan Agrotrade Group Dış Ticaret Başkanı Andrii But, şunları söyledi: “Ürünlerimiz çiftlik likiditesi açısından önemine dikkat çekti: Benzer bir gelir elde etmek için bir çiftçinin yaklaşık bir ton soya fasulyesi satması gerekirken, buna karşılık üç ton buğday satması gerekiyor. Daha küçük üreticiler için yerli işleme sektörü önemli bir satış kanalı olmaya devam edecek.”

Jain: “Kış hasadı zayıf geçerse Hindistan bezelye ithalatı 3 milyon tona çıkabilir”

2026/27 pazarlama yılında küresel bakliyat pazarı farklı eğilimler sergilediğine dikkat çeken AgPulse Analytica (Singapur) CEO’su Gaurav Jain “Yeşil/kırmızı mercimek segmenti arz fazlası ve yüksek devreden stoklarla karşı karşıya kalmaya devam ederken, bezelye pazarı arz ve talep arasındaki dengeye yaklaşıyor. Aynı zamanda ticaret, temel ithalatçı ülkelerin talebindeki değişimlerden ve jeopolitik risklerden giderek daha fazla etkileniyor. 2026/27 sezonunda küresel mercimek üretiminin 9,5 milyon ton, tüketimin ise yaklaşık 8,9 milyon ton olacağı ve bunun sonucunda yaklaşık 566.000 tonluk bir arz fazlası oluşacağı tahmin ediliyor. Bezelye pazarında ihracat potansiyelinin 7,45 milyon ton, ithalat talebinin ise yaklaşık 7,44 milyon ton olacağı öngörülüyor. Hindistan’ın bezelye ithalatının 1,8 milyon ton olacağı tahmin ediliyor; ancak analiste göre, kış mahsulünün zayıf geçmesi durumunda ülkenin talebi 3 milyon tona çıkabilir” dedi.

Sönmez: “Sarı bezelye ve nohut Karadeniz bölgesinden gelen sevkiyatlara bağımlılık nedeniyle daha zorlu bir süreçten geçiyor”

Armada Foods CEO’su Mehmet H. Sönmez ise Karadeniz bölgesindeki değişimlerin bakliyat ticaretini de doğrudan etkilediğini söyledi. Türkiye’nin bakliyat işleme ve uluslararası ticaretin kilit merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Sönmez, “Türkiye, bu gelişmelerden özellikle etkileniyor. Krizin başlangıcında Türk işleyicilerin elinde yeterli hammadde stoğu vardı, bu nedenle sektör hemen bir tedarik sıkıntısıyla karşılaşmadı. Kırmızı mercimekte durum nispeten istikrarlı seyrederken, sarı bezelye ve nohut Karadeniz bölgesinden gelen sevkiyatlara bağımlılık nedeniyle daha zorlu bir süreçte. Mersin’deki işleyicilerin şu anda bu emtialardan daha büyük hacimlere ihtiyacı var, ancak geleneksel lojistik rotaları eskisine göre farklı işliyor. Türk işleyicileri adapte olmaya devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Kazakistan’da artan taşıma maliyetlerinin, üreticilerin ekim yapısı kararlarını şimdiden etkilemeye başladığı uyarısında bulunan Atameken Agro Trade (Kazakistan) Direktörü Shukhrat Adilov, “Sektörün lojistik maliyetleri ton başına yaklaşık 130–140 $’dan 190–200 $’a yükseldi. Aynı zamanda bakliyat ürünleri, ekim alanları için diğer ürünlerle özellikle yağlı tohumlarla daha sert bir rekabetle karşı karşıya kalıyor ve bu durum mercimek ekim alanlarının azalmasına yol açtı” diye konuştu.

Penevage: “Ukrayna ve Kazakistan mallarının Amerikan mallarıyla olan kalite farkları önemli ölçüde kapandı”

Braet-De-Vos (Belçika) Kıdemli Tüccarı Ryan Van Penevage ise Avrupa pazarının Karadeniz bölgesinden gelen ürünlere ilgi göstermeye devam etiğini kaydetti. Penevage: “Son yıllarda Avrupalı alıcılar Ukrayna, Kazakistan ve bölgedeki diğer ülkelerle daha aktif çalışıyor. Bu alanda geleneksel Kuzey Amerikalı tedarikçilerin ürünleriyle olan kalite farkı önemli ölçüde kapandı” dedi.  

Pareek: “Hindistan’ın bakliyat ithalatı bu yıl 7 milyon tona ulaşabilir”

Hindistan’ın bakliyatta küresel talebin ana sürükleyicilerinden biri olmaya devam etiğini belirten HnyB Tech-Incubations Pvt. Limited Kurucusu ve Yönetici Direktörü Deepak Pareek, şöyle devam etti: “Hindistan, küresel bakliyat üretiminin yaklaşık %30’unu tüketiyor ve küresel talebin temel motorlarından biri olmayı sürdürüyor. Bu yıl yerel rekolteye yönelik riskler, ülkenin ithalat ihtiyacını artırıyor. Hindistan tipik olarak yılda yaklaşık 4–5 milyon ton bakliyat ithal ederken, bu yıl yaklaşık 7 milyon tonluk bir rakam görebiliriz. Özellikle sarı bezelyeye olan talep belirgin olacaktır.”

Etkinliğin ardından yapılan duyuruda Mersin’deki bir sonraki buluşmanın Eylül 2027’de yapılacağını belirtildi.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...